07 Eylül 2009, Pazartesi
saat: 08:53


cumartesi hayatımın en değişik günlerinden biriydi.

yeni fotoğraf makinamı kaptığım gibi samatyaya gittim. müdürle saat 4buçuk gibi buluştuk... bir dünya fotoğraf çektik. böyle samatya meydanda sedir diye bir mekan var. oradan sola doğru tüm binalar yıkılacakmış. bir sürü ev, içinde bir sürü hayat çökecekmiş. şöyle bir içim burkuldu, lanet olsun marmaraya diyesim geldi.

samatya pek bilmediğimiz bir yer olunca çekindik haliyle fotoğraf çekmeye. insanlar o kadar sıcaktı ki şok olduk. yanımıza gelip binaları anlatanlar; bizi çek diyen çocuklar... hatta bir aile geldi dedi ki bizi çekin. çektik. cemile diye bir kızları vardı, bana mail at dedi. pekala. teknolojinin gözünü seveyim, hiç de mail adresleri ar gibi görünmüyordu. [email protected]. gönder mutlaka dediler, hayhay dedik. sonra çaya davet ettiler bizi, kahve ısmarlyalım dediler, yemek yiyelim dediler, evren niyetli olduğundan kabul edemedik. bir gün mutlaka oturmaya bekleriz dediler. bir sevinç kapladı ki bizi anlatamam.

bir de makinadan korkan çocuklar vardı. bir de onları -istemeden ağlatmasak- her şey çok güzel olacaktı.

sonuçta, sevinci de çektim, masumiyeti de, sevgiyi de, kardeşliği de, ağlayan kızı da... uzun zaman sonra ilk kez hayatın içindeydim...

sonra ali haydara döndük. iftarı yaptık. 9buçuk gibi ordan kalkıp tophanede nargile-soda ikilsini yuvarladıktan sonra hal kalmamıştı zaten...böyle mi güzel uyunur..

istanbul
hosting