|
08 Eylül 2009, Salı
saat: 00:59
tanımsız bir yok oluş bir örümcek ağı yapış yapış ve büyülü bir ilmek varlığında tutulup çürümeye bırakıldığım yem aşka adanmış ve beyaz sebepsiz ve bir mutluluk isimsiz yitirilmişliğin verdiği acı ve kabul edilemeyen kaçış... bir kaç kelime gözyaşı ve daha sonrasında ağız dolusu anlatı iddalı bir inkar ediş ve akabindeki kendini yitiriş ne çok sevişirdik bir seninle geceleri ve ne kadar yakındı yıldızlar o zaman bize hiç bir tende var olmamış bir alev dansederdi bedenimizde ve sen bana, ben sana döndüğümde doğardı güneş. ne çok sevişirdik biz seninle ve ne kadar severdik sabah serinliklerini bir sokuluş kadar yakın ve bir soluk kadar uzak ılık gecelerde ben sen , sen ben olduğunda doğardı güneş. ne kadar çok sevişirdik biz seninle ve ne kadar çok sevdik sevişmeyi bir yara izi kadar unutulmaz ellerin bedenimde ve ben sen ve yine ben sen olduğumda artık yoktu güneş. | ||
|
|
||