|
08 Eylül 2009, Salı
saat: 20:32
İzmir'in kızları... Körfez'in rüzgarında salınan upuzun saçları, pürüzsüz bacakları, ince vücutları, biçimli dudakları, yemyeşil gözleri... Neş'eleri, enerjileri, zekaları, çekicilikleri, zerafetleri... "Daha iyisi"ni aramanın, kıyaslamanın anlamsızlaştığını söylerler "onlar" söz konusu olduğunda. Haksız değillerdir. Haksız değillerdir de... Tamamı İzmir'in Girit göçmeni köklü ailelerinin kızları için söylenmiş bu sıfatları, "İzmir İl Sınırı" tabelasının arkasındaki tüm kızlar neden kendileri için söylenmiş zannederler..? Bir tek bunu anlayamazsınız. İzmir'de yaşadığım yıllarda, şehirdışından gelip benimle saatlerce Alsancak cafe'lerinde zaman geçirip "Eeee? Hani şu meşhur İzmir kızları? Bizim orada da var bunlardan kamyon dolusu?" diye sitem ederek aptal aptal etrafa bakan arkadaşlarımın anlayamadığı gibi. "Reyhan'da birkaç tanesine denk gelebilirsiniz belki. O da şansınıza kalmış. Çeşme'de belki bir de..." Bir şehrin tüm insanlarına tek bir etiket yapıştırmak adaletsiz olsa da; sanırım İzmir hakkında bilmeniz gereken en önemli gerçek şudur: Türkiye'nin en kompleksli kızları bu şehirde yaşar. Bakış açınıza göre değişir elbette... Fakat hayır, bu şehrin kızları güzel falan değildir. "Upuzun saçlar"a sıkça rastlarsınız belki de; öyle altın sarısı yumuşacık saçlar falan beklemeyin. Uzun bacaklar, dolgun dudaklar, yeşil gözler... Hinterland'ından durmaksızın göç alan sıradan bir şehir burası sonuçta. "İl sınırı" tabelasından geçerken sihirli bir değnek dokunup Michelle Pfeiffer'a çevirmiyor tüm kadınları maalesef. "Ama ben İzmir kızıyım! Dillere destan güzelliğim, Ege'nin sularıyla marine edilmiş cildim, Lodos'un saçlarımdaki Vernel etkisi..?" İyi de Turgutlu yazıyor kütükte? | ||
|
|
||