|
08 Eylül 2009, Salı
saat: 23:29
küçük bir iz gibi bazı kelimeler. neyse hergün şunları yazarım diye düşünüyprum ve hiçbir bok yazmadan yazılanları okuyup geçiyorum. aklımda sürekli başka şeyler var ama ben somut olanları yazayım bari... oğlan o kadar uğraşıp didinip oldurmak üzere kararlaştırdığımız okula-bakü'ye gitmekten vazgeçti. öyle bir solukta vazgeçti. bırakıp gidemedi zahir, dedim içimden... anladım. ona çok kızdım, kızdığımı belli ettim. artık ne bok yersen ye, dedm ağzımı açmayacağım. bana da kendini göstermek zorundasın. anne bak, yaptım-başardım diyene kadar bu konu kapanmıştır, dedim. ben dedim. gerekçelerimin haklı olması umurumda değil, bunları diyebildim. bu iyi gibi hem de kötü. annelik bir kere acı bir şey. sürekli acıyla hareket etmek durumundasın. ve parasızlık çoğunlukla işleri daha da zorlaştırıyor. ulan o kadar damardan girip de işi paraya bağladım. uzaklara gitme tasarımı da paylaştım ucundan. madem büyüdü artık. madem yirmi yaşında. bundan böyle tadı daha kekre şeyleri de konuşabiliriz. adım adım o zamana gidiyoruz. birlikte çocuklarımla. şimdilik hayal kuruyorum, orada yapabileceklerimi düşünüp, daha oraya gitmeden buradan başlayacakalrımı düünüp mutlu oluyorum. dün gece aklıam gelenlerden biri de onbir yaşımdan beri hep böyle hayaller kurduğumdu, bazıları nerdeyse aklımdan geçtiği şekliyle gerçekleşerek küçücük yaşımda korkutan, belki farkında bile olmadığım travmalar yaşatan düşünceler (hayaller demek az gelecekti)... ben hiç büyümeyecek miyim anne? demek istiyorum... aradan geçen onca zamana rağmen hâlâ gelecek beni bekliyormuş ve çok uzunmuş gibi yaşıyorum (değil düşünüyorum). ölüm, geliyor tabii aklıma. genelde bir isimle birlikte düşüyor aklıma ve ben daha da korkuyorum... öyle işte... okuyup yazmalarım bahsetmeye değmeyecek kadar... idare eder... | ||
|
|
||