|
09 Eylül 2009, Çarşamba
saat: 16:35
Bazı zanatçılar İbrahim Tatlısese nasıl kafa tutuyorlar br türlü anlamıyorum. Ben İbrahim Tatlısesten çok korkuyorum(Geri dönüp isminin baş harflerini büyük yaptım. Çok güçlü bir adam neticede, bulabilir istese beni, topuğuma sıkabilir, hatta o kadar ağlar ki ben onu haklı bulabilirim) Aurasından, onun, saddamın ve öcalanın aslında aynı kişi olmasından çok korkuyorum. (Bunun karşılığı olarak Ufuk Uras, Ahmet türk ve Zülfü Livaneli aynı kişi olmalı tabii)Bu nedenle Usama bin ladinin gönlümde hep ayrı bir yeri olmuştur. Kendine özgü yapısı, beyazdan kreme doğru akan giysileri, uçaklarla yaptığı tüm o hareketler, vijj falan. vs.Neyse, bunları düşününce, beni bu hale getiren televizyon sistemine sitem etmek istedim, dur şunu izleyim de öyle diye calgonit reklamında dalıp gidince , sırf başka bir şey yapmak için durmadan yazıyorum. Televizyonun bir ruhu olduğu henüz ortalarda bir psikolog televizyon olmadığı için televizyonlarca anlaşılamadıysa da, bu, insanlığın onu yenmek için kullanabileceği tek zamandır (Tek zaman, stv dizisi) diye tahmin ediyorum. Sanki ev küçülmüş televizyonun içine konulmuş, bir odada yalnız televizyon ve içerisinde yemek masası, sehpa ve koltuk ve kedibir de ben var. bir an bir kanalının kabenin etrafına döşediği bir şaryoyla dönmesiyle, oturduğum yerden tavaf edebilecekmişim, kaşla göz arasında hacı olacakmışım gibi geliyor. Aksi gibi Yadigarın sokaklarına asfalt döktüler, taşlar altında kaldı. Orwonun benim sürreal olmamdan hoşlanmayabileceğini bu dönemde tahmin edip, gerçekleri de söylemek istiyorum. Oldukça çok çalışıp ilk beş sahnenin dökümünü yaptım ama çok tembel bir gün. Ankaradaki ailem, hala bana para yolladığı için, komşularımızı da kafaya aldırıp beyinlerinin hemen üzerine baz istasyonlarını dikeli beri, bir çok tanıdığımız öldü. Kimisi apartmanımızdan kimisi dışarıdan olduğu için hala orda duruyor. Buralara baz istasyonu koymuyorlar çünkü herkes elektriği kaçıracak yer arıyor. Odada iki kelebek buldum sabah. Bir kaç saattir ölmediler. Ölürlerse ters dönerlerdi diye hatırlıyorum. Boğazımda bir ağrı var, ve yüzüm gitgide çarpılıyor gibi geliyor. Kapanmaya karar vermek üzereyim, milletim açılıyor fazla marjinal kalırım diye korkuyorum. Nevşin nerden geldiyse geldi aklıma, baktım, gazeteci olmuş, tahrana gidiyormuş. Allah allah dedim. Milli güvenlik dersindeki binbaşının getirdiği odtü tarih bölümü öğrencisine....(Burda, silahlı kuvvetlerinin emniyeti binbaşı yazıp aratıp, içinde geçen günceleri okuyup rapor yazarak sağladıkları hissiyatından dolayı kesildi. Evet iki kere.) Kedimiz dünyanın en seven kedisi , fakat sigara dumanından kaçıyor. Onu da hava sahası reklamlarına satmayı düşünüyorum. Benim de bir nedenim var demeyi öğreticem önce. Evde ikimizden biri para kazanmalı. Yakında Londraya gideceğim için biraz gerginim. Böyle bir dönem denebilir. Çünkü aylardır sevgilimden, kediden ve Orwodan başkasıyla konuşmadığım için, sosyalleştiğim tek meslek grubunun da dişçiler olmasından dolayı. Neyse heyecanlıyım, aldım battaniyemi bakalım . Annem ankaraya çağırdı, güzelleşebilirdim belki. Ama iş yok/var. Üşenmek yok var. Ağlamak yooook. GÜlmek var. Yarınlarda. | ||
|
|
||