|
09 Eylül 2009, Çarşamba
saat: 23:42
Bir kadının isteklerini her şeyin üstünde tutacaksın. İstekleri anlamsız olabilir, dahi aptalca olabilir. Ahlaki olarak "yanlış" olabilir. Mantığa tamamen ters düşebilir. Hatta imkansız bile olabilir! Sen, sorgulamayacaksın! Herkesi karşına almak pahasına O'nun arkasında olacak, "imkansız"ları gerçeğe çevireceksin. O'nu mutlu eden her sonuç, doğrudur. Erkeklerin dünyasının içinde, fakat erkeklerden uzak olacaksın. Dostluk, arkadaşlık gibi kavramlar zaman kayıpları ve hayal kırıklıklarından başka hiçbir şey doğurmaz. Bir erkeğin başka bir erkekle arasındaki tek ilişki "rekabet"tir. ...ve rekabette güçlü olan kazanır. Kazanacaksın! Hayatta kalmak istiyorsan, "ben" diyebilmek istiyorsan... Koşullar ne olursa olsun, bir yolunu bulup rüzgarı kendi lehine çevirecek ve kazanacaksın. Sabahın ilk ışıklarından geceyarılarına kadar durmaksızın çalışarak... Daha çok okuyarak. Daha çok soru sorarak. Daha fazla yanıt... Daha fazla yöntem... Daha "gerçekçi" yollar... ...ve o yollarda daha sağlam adımlar. Korkmayacaksın. Gözünle gördüğün ve göremediğin hiçbir şeyden..! Karanlıktan, yükseklikten, kavgadan, "başkaları ne der?" çıkmazından, bilmediğin yollardan, tüm güçlerden... Bir şeyler ya da birileri engel koyduğunda yoluna, karşılarına dikileceksin sonu ne olursa olsun. Ticaretin öngörülemez yollarında, gerektiğinde ülkenin en büyük şirketlerinin karşısında dimdik durabileceksin. Gerektiğinde... Aileni, sosyal çevreni, ticari ilişkilerini... Hepsini bir an olsun düşünmeden gözden çıkarabileceksin. Ayakta kalmak için. "İlişki" kavramına oturabilecek her pozisyonda, ipleri sen alacaksın elinde. Aşk'ta, ticarette, sosyal hayatta... Bir ilişkide güçlü olan tarafın, "daha az umursayan taraf" olduğunu bir an olsun aklında çıkarmayacaksın. Bu gücü, etik değerlere yaraşmayan hiçbir şey için kullanmayacağına söz vererek kendine. Telefon defterin, senin en değerli varlığındır. İsimlerle ne yaşamış olursan ol, üzerlerine bir çizgi çekmeyeceksin hiçbir zaman. ...fakat "geriye" de dönmeyeceksin asla. Bu ülkede her on beş yılda bir "devlet", her on yılda bir de "din" elden gider. Dünyada her elli yılda bir büyük savaşlar çıkar. Her zaman birileri "ezer", birileri "ezilir". Sonuçta, hiçbir şey değişmez. Oyunu anlamak, her geçen gün yeniden ve yeniden konulan kuralları en ince detaylarına kadar öğrenmek... Bunlardan hiçbir zaman kaçmayacaksın. Kaçmayacaksın da... Hiçbir şeyin değişmediği ve değişmeyeceği bir dünyada, köşende oturup ahkam kesmeyeceksin asla. "Dünya" dediğin, önündeki yoldan ötesi değil. Başkalarının hayatlarını değiştirme hayallerine kapılmaktansa, kendi savaşını kazanmaya odaklanmak olacak tüm işin. "Kendi hayatın" derken de, bunun hiçbir zaman tek kişilik bir "hayat" olmadığını bileceksin. Ailen ve aşk'ların... "Ben" dediğin her şeyin, "onlar" olduğunu unutmayacaksın. Kendi savaşım dediğin şeyin, "onlar" için verilen bir savaş olduğunu... Bir kadına verdiğin tüm randevulara, en az yarım saat önce gideceksin mesela... "Söz veriyorum" kalıbını kullanmayacaksın hayatta. Dudaklarından çıkan her kelime, bir "erkek sözü" olacak her zaman. İki kadehten fazla içmeyecek, biri sana sarıldığında, önce O'nun bırakmasını bekleyeceksin. Dinleyeceksin. Ama gerçekten dinleyeceksin karşındakini. Kim olursa olsun... Havada uçuşan sözcükler ne olursa olsun... Konuşma sırası sana geldiğinde ise, sözcüklerin yaptıklarının sayısından fazla olmayacak. Şarkılar dinleyeceksin uyandığında. Bazen melodiler ön planda olacak, bazen sözler... Ama dinlediğin her şarkı, "şarkı" olacak sahiden. İçinde insan sesi olmayan bir müzik, gürültüden başka şey değildir. İçinde aşk olmayan bir hayatın, "anlamsızlık"tan başka şey olmadığı gibi... | ||
|
|
||