11 Eylül 2009, Cuma
saat: 10:28


yine bir cuma, yeni bir cuma.

geçen haftanın, doğal olarak da onunla aynı olan önceki haftanın aynısı.

bu sabah yoldan geçerken yolun kenarında devrilen, parçalanan, dağılan tırları gördüm. ne kadar acı... dedim alışkanlıktan sadece, çok da içten değildi, kendime itiraf etmek zor bunu. pek bir şey hissetmediğimden artık, tüm tepkilerim biraz biraz alışkanlıktan.

uzun zamandır bu hale yaklaştığımı hissediyorum zaten. pek mutlu olduğumu ya da "iyi" olduğumu hatırlamıyorum son 1 yıldır. sırf öyleymiş gibi davranıp kendimi kandırmak için naber diye soranlara, "iyi" "senden naber" diyorum. çok nadiren de gerçekten hissetiğimi söylüyorum, yine alışkanlık olarak biraz yakın olduğunu -hissettiklerime değil- düşündüklerime. "iç güveysinden bokluca".

sağlam bir hissizlik hemen her yanımı sarmış durumda. fiziksel hissiyet yalnızca duyduğum. mesela bacağının uyuşması gibi bir şey. genel olarak ruhum uyuşmuş, yavaşça fark ediyorum...

bu hissizlik bir yabancılaşma getiriyor yanında, herkese her şeye. evdekilere, iştekilere, sokaktakilere, en kötüsü de kendine. bu yüzden sanırım, aynaya bakmayı pek istemiorum bu günlerde.

zihisel ya da tinsel bir şey hissetmiyorum evet. tensel; biraz. bu rahatsızlık durumunu sırf farkedeyim diye vucudum iyice kendini duruma uyumlandırdı. ruhumdaki rahatsızlığı somutlaştırıyor, fizikselleştiriyor ve mideme, karnıma sürekli bir bulantı- karışma arası bir şey bırakıyor. ruh ve beden ayrılmaz bütündür ilkesinden çıkarak yapıyor bunu biliyorum. ruh hissetmese bile en azından beden hissetsin diye yapıyor.

çok da fazla umrumda değil aslında hiç bir şey. 2 şey umrumda yalnızca, birisi nefes almak, öbürü de alışkanlıklar. nefes alıyorum, zorundayım. başka bir şey yok. işte bu bir şey yok durumunda, zaman geçsin diye bir şeyler olmalı. işte tam alışkanlıklar onlar. sırf alışkanlıktan işe gidiyorum, işteki sorunları alışkanlıklara göre çözüyorum, soranlara alışkanlıklar üstüne cevaplar veriyorum. be tepkiler, ne terfi, ne alacağım para, ne saygınlık, ne de kariyer... hiç biri umrumda değil. işten geriye kalan zamanlarda da yine sırf alışkanlıktan uyumak ve insanlarla alışılagelmiş konuşmalar. içerikte +1 hiç bir şey yok.

dediğim gibi, bir hayli hissizleştim. o kadar ki eskiden nefret ettiğim bu düzleşmeden, alışkanlıkların esiri olmaktan, boşluktan, saçma doluluktan rahatsızlık duymuyorum. hep bi sarkaça benzettim kendimi. yine öyle, yalnız bu sefer alabildiğine düzensiz, saçma ve hissiz sallanıyorum boşlukta.

istanbul
hosting