|
12 Eylül 2009, Cumartesi
saat: 03:12
Hasta bir bedenle, beyin arasındaki gidip gelmeleri severim. Beyin dans et der ama beden kılını kıpırdatamaz. Beyin emirler gönderir, ancak beden bitmiştir, Cevap vermez... Tıpkı Kalple, mantık gibi...Sürekli dilemmalar yaşarsın... Kalbin ve mantığın ayrı tellerden çalar, biri kalın, diğeri tiz bir nota gibi... İnsanlarında en çok düştüğü anlardır zaten, neyi dinleyeceğini şaşırdığı anlar... Bu dilemmalar yaşanırken oluşur zaten bütün pişmanlıklar. Kalbini dinleseydin? Mantığını dinleseydin? Anlaşılamayan şu vardır, ya da kaçış noktası hangi tınıyı dinlersen dinle pişman olacağın... Kalbinle, mantığın birleştiği an kemale erer insan derler. Zordur vesselam... iki zıt kutup, güneşle-buz gibi, akla-kara, ateşle-barut gibi... Kalbimi dinlediğim zamanlar çok oldu, Acıdı canım Mantığımı dinlediğim zamanlarım oldu Acıdı canım tıkadım kulaklarımı dinlemedim Yine acıdı canım Canım yandıkca, dinlediklerim değişti, denedim - yanıldım - gördüm -ki tek bir şey var oda acı. Sonra acıyı dinledim, anladım, konuştum ve seviştim onunla.. Zor oldu ama başardım. Zorluyorum herşeyi, elimde de kalmıyor değil, seviyorum inatlaşmayı... İnatLa üstüne gidiyorum herşeyin, deli cesareti de buna... Sonsuz huzur için; yürüyor, koşuyor, düşüyor, kalkıyor(um) Biliyorum bi sonsuzluk var! Huzur için, ya da bir sonsuzluk var Benim için Acıdan doğar insan Aşktır, İnsanı yaratan | ||
|
|
||