|
12 Eylül 2009, Cumartesi
saat: 15:59
Hımmmm missss:) Bu havaları özleyeceğim aklıma gelmezdi... Kışın tir tir titremektense yaz sıcağında kavrulmayı tercih edenlerdenim... Ama bahar çocuğu olmamdan herhalde ilkbahar favorimdir... Hep hüznüyle gelen sonbahara gelelim... Sanırım ilk defa bu kadar sevdim Eylül'ü... Yada en azından bugün sonbaharı çok sevdim... Hafifçe yağan yağmuru balkondan seyretmek... Defterime pempe (tekrar okuduğumda farkettim "pempe" yazdığımı.Kısa! gibiçakallık yapmıcam. düzeltmemeye karar verdim:)) cümleler kurmak... Deli gibi ordan burdan birşeyler okumak... Kaybettiğim arşivimden sonra "Ezgiler Ajandası"dan müzikleri çalmak!Çalmak denmez herhalde...Çünkü o ajanda benim:)) Dışarı çıkıp çıkmama konusunda kararsız kalmak.. Bulutların dansını izlemek... Artık çorap ve hırka giymeye başlamak... Azıcık (çok değil:)) ürperivermek... Sıcak bişeyler içmeyi istemek...(Evet evet kısa bir kahve yapma arası:) ... Evet... Kahve de misss.. ... Akçay'dan aldığım kitaplarla beraber okunmayı bekleyen kitaplarım çoğaldı. Orhan Pamuk : Kar Sany Tolan : Limon Ağacı Mehmet Uzun : Zincirlenmiş Zamanlar, Zincirlenmiş Sözcükler Vedat Türkali: Yalancı Tanıklar Kahvesi ve Birgün Tek Başına Elif Şafak : Mahrem... Önceliği Vedat'a vermiştim ama sanırım Orhan'ı okuyacağım önce..Yine benzer bir cümle: O'nun da çok umrundaydı:))) ... Şimdi beyaz bulutların arasından gökyüzünün o mis gibi maviliğini görebiliyorum... ve uçan kuşları... ve Martı'yı hatırlıyorum... ... Ve dışarı çıkıp çıkmama konusunu düşünüyorum yine... İstiklal beni bekler mi acaba? Yok ya onun da çok umrundaydı:) (Dilek ya ben buna çook gülüyorum:)) | ||
|
|
||