12 Eylül 2009, Cumartesi
saat: 19:02


Şimdiye kadar para parça tuttuğum aklım, salına salına mutfaktan çıkıp banyoya giren fareyi görmemle yerinden oynadı.
Güya evde bir kedi var.
Attım kucağımdan bastım çığlığı.
Sonra kediyi ite kaka banyoya soktum. Kapıyı da aralık bıraktım. Kedi şöyle bir bakınıp çıktı. Orda ulan o dedim, ya boşver şimdi bozmayalım tadımızı diyerek beni tek başıma demirciye gönderdi.

Demirci demirci dedim.
Yetiş, banyoya kapalı devre fare taktırdım.

Demirci, sevgilimle az önce skype yaptığım için yatığım makyajı kendine yordu.
Süpürge ve benim kifidis ortopedik beyaz boyalar sıçramış terliklerimi giyerek banyoya girdi.

Banyo bir harabe yeriydi.
Her yerine baktı. Kaçmış dedi. Burda yok.
Nasıl yok, gidemez ki.
Her yerine baktım dedi yok.

Gitti.
Ben kafamı yokladım. Bir ihtimal dedim. Bak sen bilinçaltım bana ne oyunlar kuruyor bir kedi sevdim diye.

Sonra yaktım oturdum.
Baktım uzaktan da değil bayağı yakından, halının renkleri kıpırdıyor, kedi de sağolsun bu sefer aldı arkadaşı çığlıklar arasında bizim aynanın arkasına kadar geçirdi.
Orası odaya/hayata/fizyolojiye bir adım.

Demirciiiii diye bağırdım demircinin adını bilmiyordum çünkü.
Bu sefer yolun başında yakaladım. Kedi hala aynı yerde sıkıştırmış duruyordu. Bir tek fare yoktu.

Akşşam korkarsan çağır dedi demirci.
Üstelik yaktı da.
Burdan taşınıyorum. Oh.
Yavaş yavaş veba her yer.
Biz semaya yaklaşıyoruz.

Kedi yanımda, fare nerde.
Orwo ben gider siz de kalırım herhalde.

istanbul
hosting