|
14 Eylül 2009, Pazartesi
saat: 00:46
Dün akşam kuzenin de dürtmesiyle kendimi yine İstiklal'de buldum... İstiklal şey gibi...Hımm...Susuzluğa su gibi... Kendimi ait hissettiğim yerlerden biri... Sanki tüm sokaklar benim... Tanıdık yani çokça... Ama bir yandan da hala keşfedemediğim sokakları ile bir sır... İstiklal iyi ki varsın:) ... Kuziyle sohbet ettik uzun bir aradan sonra... Halimize gülsek mi ağlasak mı bilemeden:) Küçük Beyoğlu'da birer bira içtik... Kafalarımızın şişmeye başladığını anlayınca da hızla Cihangir'e... Kahve6'na... Sokaklar bana; hayatıma giren/ne yazık ki hayatıma aldığım, varlığını "değer" kavramı ile yanyana anamayacağım, "sahte", "dürüstlük maskesi" gibi kelimeleri bana çağrıştıran adamı hatırlattıysa da ondan bağımsız güzel vakitlerimin olduğu yere gelmek bana hep iyi geliyor... Kahve6'ndaki sohbetimiz en son havuz başında son buldu:) Gürcan bize göçebe hayatı yaşattığı için masaları tek tek dolaştık nerdeyse... Sonraaaa yine Bakırköy dolmuşuna... İncirli'de inip eve kadar yürüdüm... Bazı karanlık sokaklar ürkütücü olsa da inat ederek yürüdüm eve...(Ürkütücülüğün doruğundayken telefonda yol arkadaşı buldum kendime! Eve gelene kadar konuştuk.Konuşmak denmez herhalde buna..Nefes almadan kızdım durdum O'na:)))Hatta kızgınlığım geçmediği için evin yolunu uzattım azıcık...Sonra hızımı alamadım...Msn'de de kızdım...En sonunda zaten uzlaştık O'nu dövmem konusunda:))) ................ Bugün... Yeşilköy'de babamla yürüyüş yaptık... Küçük kızın seni bıraktı dedim...Kıymetimi bil:) Yemyeşil çimenler...Mavi deniz... Uzunca süre oturduk deniz kenarında... Çok keyifliydi... Sonra dedemlere yemeğe... Hasan Amca son gelişinden farklı olarak tek gelebildi oraya:((( Oysa ben ne çok isterdim Ülker Yenge'minde çayını doldurmayı:(Benim içimi bu denli acıtan bir gidiş daha bilmiyorum ben... Günün en acı saatleriydi... ... Ben güncelerimi böyle yazmazdım... Bugün böyle olsun.... | ||
|
|
||