|
14 Eylül 2009, Pazartesi
saat: 01:07
İçimdeki kent çiçekleri kapandı birbiri üstüne Bir sağanak eksikti aklanmak için Eski kahvede asılı fincan bir semtin küflü tarihini gösteriyordu Yürüdükçe sokaklarında menzilimi yitirdiğim- İnce titrek sesli genç kızların kahkahalarına Küçük yoksul otellerden gelen nemli kokular karışıyordu Hayat sandığım şeyi aşağılıyordum Kapı önlerinde kadınların yediği çekirdek kabukları arasında Ve evden eve asılı çamaşırlar arasında onu yitirmiştim Kağıt külahlarda leblebi tozuydum İnsan nefesli eski sokaklarda gözlerinde narinliğin ve kimsesizliğin sureti asılı kalmış bildiğim yüzlere benzemeyen yüzlere karışıyordum bulanıklaşıyordum pencere aralıklarından sızan ışıklardan evleri gözetliyordum içeriden cahil ve bitkin sevdaların sesleri geliyordu içli arabesk bir şarkıydım eğreti asılmış bir perdeydim bakımsız, parlak gözlü çocukların tahtaydı evlerinin kapıları, duvarları yıkık sokak düğününde el çırpıyordu kadınlar nasırlı eller damat smokin giymemişti, gelinlik muhtemel kiralıktı akılsızdım hayat; basmane'den kadifekale'ye çıkan yollardı ben kendime engel değildim yazgıydım | ||
|
|
||