15 Eylül 2009, Salı
saat: 19:34


Ölüme, dostlara, arkadaşlara, ayrılıklara, terketmelere, hayal kırıklıklarına ve gitmeler için döktüğüm göz yaşlarını alenen utanmadan bazen bir omuzda bazen bir meyhanede döktüm... Ve ben ki cimriliği bilmez çok bonkör davrandığım bazen tükettimğim gözyaşlarım. Aleni dökülen gözyaşları para gibidir. Tüketmek için biriktirsin. Bu sefer farklı kendim için döktüğüm gözyaşı, bir kaç dakika duşa girip bedensel ve ruhsal çıplaklık altında kanalizasyona karışan gözyaşlarımın özü... Suda zeytinyağının çözülmesi... Tortular duşun uzunluğuna bağlı bedensel buruşukluklar... Sıcak su bir an hayal ettiğin sevdiğinin sıcak teninden de soğuk olmasıda olsa bedenin hissetmez olduğu sıcaklık... Su deşlikten minik girdaplar yaparak kanalizasyona karışırken farkettiğim şey... Su çok pis ve bir o kadar berrak... Hayallerimin berraklığı karışmış suya... Binlerce soru beynimin içinden aktı gitti cevaplar biraz sabunlu kaldı... Cevaplara güvenip sağlam basmayı denememek gerek hayata ne me lazım dimi... Kese vurdukça ruhuma kabaran kirlerin içinde ne öfkem ne de kırgınlığım var... Beni bu kadar sinirli eden şey zekam sadece zekam... Yeri geldiğinde faturayı ödemeyi unutan ama asla yapılan ihaneti unutmayan zekam... Gusulüm savaşmaktır inadına hayata dair belkide...Duştan çıkınca aynanın banyosunda buğuların arkasındaki adam çok tanıdık bir sima... Bir çınar gibi güçlü durup içten içe çürütülen adam mırıldandı. "ruhum abdest aldı." Bana çok yakışan gözlerim çekilen gülümsemem ile cevapladım. "bozmak lazım niyeti"

istanbul
hosting