|
15 Eylül 2009, Salı
saat: 21:30
Sana Ölüyorken Teslimiyetine girdiğim andan bu yana yüzsüzlüğüm onlarca el deiştirdi hep kuytuda yürüdüm binlerce kez gözlerimi gözlerine dayadım yinede nafile bişey yapamadım sözlerim elden ayaktan kesilmişken gözlerim sana hep dilsiz kaldı duyuramadı işte o saniyeler asırlarca babadan oğula geçen taht misali ruhum da bedenine geçti korkma!! canın acımadı arsızlıktan ölen bedenim sende yüz buldu severim başka insanların bedenine girip çıkmayı ama bu sefer ben sende takılı kaldım çıkamadım içinden bedeninin tüm acil çıkış kapıları tutulmuşken sen beni ateşe verdin kapılarını arkadan sürgüledin ve bir bidon dolusu aşkı üzerime döktün duman altı o sisli gözlerin tüm damarlarıma doluştu sensizlik beni öldürür derdim emindim bundan ama bu sefer sen öldürdün beni sensizlikle ateşe vererek bedenimi... halbuki ben sana çarparak yönümü bulurdum bir zamanlar yaşayarak soluyarak seni saklayıp saklayıp bularak bu olayın yasını tutmuştum zamanında ama hatırıma deydi geçende elim beni ateşe vereli kaç yıl kaç ay kaç hafta kaç gün kaç saat kaç dakika geçti hatırlarmısın ? sus!! söyleme... sana ölüyorken ben zaman bana el ayak oldu önceden sana taparken şimdi seni taşlıyorum,içimde elim kan ağlaya ağlaya seni unutmak kendime seni unutturmak için gerilip gerilip sana savruluyorum sonra çarpıp,yere düşüyorum ölüyormuyum dersin ? hayır! sadece can çekişiyorum... | ||
|
|
||