|
17 Eylül 2009, Perşembe
saat: 01:50
bilgisayara ve ahtapot misali her yanından uzayan kablolu zımbırtılara sinirlenmekten yoruldum artık günce. kablosuz internetin üç buçuk saniyede bir kopup beni fitil etmesine tam alışmaya başlamıştım ki bambaşka bir boyutta saçmalamaya başladı. artık bazen saatlerce bağlanmıyor, bağlanınca da ekstra yavaş çalışıyor. son olarak da götüm dona dona zeller's'a gidip eve bir saat geç dönmeme sebep olan yazıcıya delirdim. tam "oh lan sonunda yazıcı aldım" diye eve geldiydim ki Lexmark'daki zepevenglerin kutunun köşesine karınca duası kadar yazdıkları not gözüme çarptı: "USB kablosu almayı unutmayın!". lan orospu çocukları, kutunun içine bir tane kablo daha koysanız iliğiniz mi kururdu? illa beni bir daha işimden gücümden alıkoyup nefret ettiğim alışveriş merkezine götüreceksiniz, bir sikindirik kablo alacam diye... oraya gidecem diye beni yarım saat yollarda süründüren, sonra da saat başı geldiği için bir saat boşu boşuna boktan şeylere bakarak zaman harcamama sebep olan salak otobüslerimize bineceğim tekrar. iş çıkışı bir akşamım daha gürültüye gidecek. allah silsilenizin belasını versin. çin malı plastik parçası yazıcılarınız da, üç kuruşun hesabıyla şu kutuya koymadığınız USB kablonuz da götünüze girsin inşallah... | ||
|
|
||