19 Eylül 2009, Cumartesi
saat: 21:07



0
-mösyö bilmemkim size bu mumu yakmamı istedi.yakmadan önce fitili düzeltmemi de söylemişti;ama unuttum.

dedi ve mum yanıyorken fitili düzeltmeye çalıştı.

2
o mösyö,dolmuşta 'beyaz' dinlediğimi fark etmiş ve bir müddet beni takip etmiş.

3
evin önünde üzerimdeki kat kat kazakların ağırlığı altında dengede durmaya çalışarak çömelmiş,sırtımı bahçe kapısına dönmüş,nefret etmediğim saçlar,nefret etmediğim eller,nefret etmediğim ayaklar,nefret etmediğim ayak bilekleri,nefret etmediğim kulaklar,nefret etmediğim dudaklarla,katlanmış bacaklarımı kendime çekmiş ve çenemi diz kapaklarıma dayamış halde uykum varmış gibi arada bir gözlerimi yavaşça kırparak fitiline göre devasa sayılabilecek bir mum ışığında,kırk yılda bir uykuma uğrayan pürüzsüz,loş rüya mutluluğunu yaşadım.gelecek ve geçmişi olmayan,doğuştan çürük ve bu yüzden eşsiz,pastel mor kokulu,duyulan andan önce duyulmamış,buna geçmişi referans alarak,biraz da umutsuz baktığımız takdirde bahsedilen andan sonra da duyulmayacak olma ihtimali yüksek mutluluk.

1
eve dar,yamuk yumuk taşlı,sağlı sollu demir dövücülerine benzeyen tuhaf ve yaşlı zanaatkarlarla kuşatılmış,yine aynı rüya loşluğunda,buz gibi havanın şehrin içinden geçerken köprü olarak kullandığı dar geçitlerden biri olan sokağı koyu atardamar kanıyla bordo arası renkte bir atkıyla parmak uçlarımda yarı koşarak döndüm.

4
yeşil-beyaz battaniyemin içinde terden sırılsıklam bir halde ama buz gibi ayaklarla uyandım.hava bozmuş,balkondan içeri yağmur girmiş,art arda açık iki kapıdan birinin kapanması devasa bir pufla engellendiği için diğeri muhtemelen dayanamayıp çtonk diye çarpmış.


neden böyle oldu bilmiyorum.neden atkı,mum ya da şişko bir mum yakıcı? ve neden köşkten bozma,yarısı restorasyon halinde dökük bir ev ve yine tombulca bir nedime?

hunovz.




istanbul
hosting