22 Eylül 2009, Salı
saat: 22:49


gittim ve çocukluğuma baktım. evimiz hâlâ bizimdi. benim çocukluğuma bürünmüş çocuğu dışarı çıkardım. gitti ceviz ağacının altına oturdu hemen. gelecekteki kendisini beğemedi de mi yüzünü ekşitti yoksa basit bir utanç mimiği miydi bilemiyorum ama benden rahatsız olduğu ortadaydı. uzatmadım, ufaktan çekildim; sokaklarda gezmeye başladım. yanımdan bile geçtim başımı kaldırmadan. sinemadan çıktım sonra. kitapların azlığı yüzünden kırtasiyede isyan ettim. muratı aradım okulun bahçesini didikleyen bakışlarımın arasında.
ama o köprü öyle olmamış. o köprüden geçtim yine de ve çocukluğumun yanı başından kaldırılıp düğün salonuna bırakılan arkadaşımın yanında buldum kendimi. okuma aşkını damarlarıma aşılayan türkçe öğretmenimi gördüm orada. köy enstitüleri yerine hasan ali toptaş çalıştığımı duyunca kendisine duyduğum minnetin içi boşaldı gözünde biraz ama olsun.
hemen herkes vardı düğünde. yaşlanmışız, dedik sanırım bin kere. yine de "biga'nın en sesli grubu" şanımızı koruduk. bu ünvanı bize çağrı yakıştırmıştı. çağrı'yı en son biga'da görmüştüm. ister istemez gözlerim onu aradı. bugün mezarının başında ağlarken de inanmadım.
oğlum hikmet niye diye mi soruyorsun hâlâ? sana güveniyorum da ondan.

istanbul
hosting