23 Eylül 2009, Çarşamba
saat: 18:17


sabahtan beri aptalca ve aptallığı kadar inatçı bir başağrısıyla debelenip, hayır esasında debelenecek kadar bile mecal sahibi değilim,daha hakça anlatmak gerekirse suyu boşaltılmış bir akvaryum balığı kırılganlığıyla durmaktayım. ağrı geçmiyor, ağrının geçmemesi dert değil aslında ama alışılan durumlar gibi olsa,ağrı orda beynin ücra bir köşeciğini oyar ve içine bade koyarken siz de hay-i huya devam edebilseniz dert değil.kendi labirentinde kendi kuyruğunu kapmaya çalışan bir ejderha ağrı ve arada asabiyete gark olup daha bir ateşle saldıryor ki evlere şenlik.bense el mi yaman, aman aman gazabımla ard arda ak tolgalı ağrı kesicilerimi yolluyorum üzerine. yazık ki einmal ist keinmal ve beşten sonra kaldırabileceğini sanmıyorum bu asidi yüksek kapasiteyle çağıldatan ülser artığı midenin.başka birşey yapayım diye sevgiliyi düşünmeye çalışıyorum.gözlerine baktığımda ateş böceklerinin ağaçlardan bir anda havalanarak ortalığı ışığa kesen sevgiliyi.sıcak bir ekmek,iyi bir kitap,hiç bitmeyen bir film gibi kaybolduğum sevgiliyi...onu düşünmek iyi gelir diyorum,sevgili bu,ağabeydir, kardeştir, yoldaştır,misketdaşımdır sevgili, kanayan dizimi üfler,telli arabamı süsler sevgili.el pişirmecede kızarsa da elleri,delidir elini elimden çekmez sevgili...

istanbul
hosting