|
24 Eylül 2009, Perşembe
saat: 19:14
çok iyiyim yahut pek betim filan gibi şeyler yazamıyorum. durum şu ki, bir oluyor betlikten ve depresyondan ölücem ve yeni hayat tarzıma asla alışamayacağım derken bir oluyor son derece mutluyum ve huzurluyum hatta dinamiğim, heyecanlıyım falan. ben de her türk genci gibi "borderline'ım ben abi" demek isterdim ama internetten okuduğum kadarıyla herhangi bir psikotik hatta nevrotik bozukluk öyle ha dedin mi olmuyor, olurken de adamın götünden kan alıyor çok afedersin. o açıdan durum, bazen ağır sapmalarla beraber, idare eder diyebiliriz şimdilik. yerleşik hayata kısmen geçince, ki buna ne kadar yerleşik denir o da ayrı, dünyanın en anti kahraman sevgilisi, parasızlık ve mevcut borç batağı, giderek bir elin parmaklarını aşmayan sayıdaki son derece sınırlı sorumlu arkadaş grubum, hayatıma ucudan bucağından yahut ortasından bulaşmış aşağı yukarı herkese duyduğum yoğun garez ve kin, annem, anti kahramanın uslu oğlu ve en fazla patronum, onun corporate dünyasında freak yahut nerd kabul edilen iyi kalpli arkadaşlarından oluşan tuhaf grubumuzun kurduğu hayali cemaat ne kadar yerleşikse o kadar yerleşik, ruhumu bir sıkıntı sardı. o zaman hatırladım işte bu salak çocuk oyunlarını niye bu kadar intihari bir şekilde oynadığımı. yerleşik hayat ruhumu o kadar sıkıyor ve bunaltıyor ki kendimi rahatlatmak için ne yapacağımı şaşırıyorum. halbuksa, bu tür çocuk oyunlarıyla, yahut yavrulayarak yahut yaratılan yapay aidiyet duygularıyla bu varoluşsal sıkıntıdan kurtulunamayacağını kabul etmeliydim yıllar önce iyi bir edebiyat okuru olarak. delice ona karşı debelenmemeliydim. şimdi kabul etmeye çalışıyorum ki işte geldik gidiyoruz, varoluşumuzun özel bir anlamı yok, sıradan kullarız işte, daha kâmil olma arayışı olabilir en fazla, o da kudurmadan. kudurmamak benim için bayağı zor oluyor, kendimi tutup duvarlara vurmamak filan. bazen kendimi kafese kapatılmış bir aslan gibi hissediyorum. bazen ama. bazen de çok menunum bu halimden ve hüzünlü haliç manzaralı inimden. inim çok güzel ama, yüksek tavanlı ve akşamları tuvalete kalkınca aynı babaannemin evindeki gibi tahtalar gıcırdıyor, çok yatışıyorum bu gıcırtıları duyunca. onun dışında pazartesi günkü kokteyl iş yemeğine hem seksi hem ciddi hem de güzel bir kıyafet bulmam gerekiyor ki bütçem sıfır başlıklı son derece dünyevi konularım var. kasım abinin cebini buldum bir de, artık bir gitsem mahalleye çok iyi olacak, malum bir de tezimizin sunuşu var corporate dünyasının yanında. bu liste uzar gider sevgili güncemkom okurları, siz de beni tanıdınız artık bu kadar yılın sonunda. kibariye hepimiz, tüm kalbi bir zamanlar kırılmış ve sonra bunu unutmaya çalışmış ama hep bir takım arazlarla o yaraları kapatabilmiş bizler için, cemi cümlemiz için ne güzel içli içli söylüyor bir tarkan başyapıtını: yak bütün fotoğrafları! | ||
|
|
||