|
25 Eylül 2009, Cuma
saat: 09:33
"Yaralar vardır, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.." (stern) yalnızlıgın kokusu, tadı, rengi, şekli var mıdır? peki yalnızlıkta çekilen acının? ya da acıya dönüşen duyguların, düşüncelerin? siyah desem, değil.. beyaz desem, hiç.. ekşi desem, değil.. acı desem, tatlı desem değil.. huysuz. pek bi huysuz. ve sinsi. yalnızlıgını kolluyor. boş bir anını yakalayagörsün.. sarıp, sarmalıyor seni, beynini. belki anlık boğuşmalar. ama çaresizsin, üstelik çok da savunmasız. çünkü yalnızsın. haliyle yenik düşüyorsun. hatta bir süre geçiyor, dost bile oluveriyorsun onunla. gitmesini istemiyorsun. müthiş bir haz.. gözyaşı da katılabilir aranıza birazdan. gözler sabit. beyin dış dünyaya kapalı. sadece sen ve o. tüm ruhunu ele geçirmiş. ne senaryolar geçiyor. mümkünse en acıklısından.. başka nasıl acıyla buluşabilir bu bünye.. | ||
|
|
||