26 Eylül 2009, Cumartesi
saat: 00:23


Zaman aleyhimize işliyor, bir kırlı koyunlu çayır tepeleri gezisi sırasında aklıma takılan, biraz da karın etkisiyle bir Orhan hikayesi, ağaçlarını satmaya çalışan bir halıcı kızla beraber, sokakları bir felaket sonrası kaplayan, birbirine dolanmış kalın halı yünlerinin arasından imtina ile dolanıyorlar gel gör ki, çıkmıyor karnımdan, wedding tv ile o kadar dolu ki.
Yine düğümler oldu. Her gidişin dönüşünde her şeyi daha karmaşıklaşmış buluyorum, bir dakika durmayagörsün sesler, yalnızlığımda hep yiyor, garipleşiyorum.
Hergün birileri biraz ölüp, yeniden diriliyorlar ertesi gün yine ölsünler diye. Çok yaklaştılar hissetmek şöyle dursun artık başka bir şey duymaz oldum.
Öznelden tiksinip yine ne varsa ona sığınıyorum.
Biz sana gerektiği yerde dur deriz, ve bunu diyerek durmanı mı, peşinden gelenleri durdurmanı mı istediğimizi anlamanı bekleyeceğiz. Ya yanlış anlarsam? ... O zaman hepsi zaten benim dediğimi anlasın, bunu sağlayabilirim.
Üzerlerine püskültülmüş mavi boyaların farkında olmadan kafalarını,yağmurdan çıkmış çimenlere gömen bir kaç yüz koyun, aralarından geçin de bakın, sizi nasıl selamlıyor. Kamera terimi takipin koyundan çıkabilir.
M.harita. t. İtinayna. Yediniz ömrümü.

Aziz Nesin geliyor aklıma, ihtilal hikayesi, yeniden yeniden. Kardan olabilir.
Bir iki farkl hint örtüsüyle bölünmüş, ,İngiliz orta sınıf yemek sofrasında, kars vardı. Kardan olabilir değil, bayağı bayağı ondan.

Cahillik entel bir kesimce popülerleşmedikçe, bu dünyada yaşamama imkan yok.

İçimde uzun zamandır bir nefes tutuyormuşum, olmayan bir nefesi veriyormuşum gibi geliyor.

Akşamlar, altıdan sonrası şarap gibi.
K’in evinde mahzende kalan , üzeri gerçekten tozlu şaraplardan seçip, bir aile mutfağında yemek pişirip, sonra, şarabın kalanını, bir sürahiye doldurup, bisiklet torchuyla, onun talimatlarıyla, benim hiç görmeden görmeden geçtiğimiz uzun çimenler ve boylu boyunca bir gül tarlasında, arka sıralarda bir kaç kişiyle beraber yatan, ama farkı, bir dahinin babası bir dahi olduğu için başucunda uzun oval bir iğneli ağaç dikilmiş Knin yanına gidip, cheers dedik. Biraz sarhoştuk. Taşı okşayıp hayded. dedi. Birazsessiz durduk.. No’ so much falkin’ innit lof?bit boring but sfill..dedi, eve döndük.

Anıların bir müddet anı olduğunun bilincine varmadan yaşamak biraz anların tadını çıkarmak istiyorum.

Sonra, eski ev arkadaşı, istifa etmiş bir sağlık bakanının evinde, bir takım gazeteciler olmadığı için sigara içtik.
Marksa gittik. Bir park vardı. Adamın biri, kaçak bir kamerayla, ucuz bir cd player çalıyordu. Bir klip çekimiydi. Bir çocuk ve babasından oluşan bir ekipti.




Marks fotoğrafları, tab edilen resimlerden çıkmadı. Marksın sakalına değerek, mezarında yoldaşlarıyla bir fotoğraf çektirmiştim. Daha önce insanları, oi, ar yu satanist? Diye durduran polisler varmış.. Marksın hayaleti deniyor buraya.
Sohodaki striptiz kluplerinin önünden geçtik, ben gayet tabii her kadın gibi kendi vücüdumdan utandım.
Ama utanmak artık geniş zaman.






istanbul
hosting