|
26 Eylül 2009, Cumartesi
saat: 16:39
Uzun süredir kendimi bu kadar kötü hissetmemiştim. Ama ne derdi haminne, ayın yarısı karanlıksa yarısı da aydınlıktır. Ya da tasavvufun ünlü ismi Elif Şafak ne diyor, nefsimi zorlayan şey beni güçlendirir filan. Habertürk'teki köşesinde diyor bunu tabii. Elbette sorgulanması gereken varlıklarız. Kusurlu varoluşu inkar etmek rezaletken, inkar etmemek acı verici; doğruya doğru. Gitmek istemek, saman sarısı ofis cumartesisi, hepsi ezberlenmiş binlerce şarkı, 5 kişilik ofiste 3 kanlı bıçaklı iş arkadaşı, alınan kilo, gidilmeyen fitness, pilates, sauna. Gidilmeyen ormanlar, gidilmeyen restoranlar. Gidilmeyen ülkeler. Gidilmeyenler ve fazlasıyla gidilenler. Her gece Beyoğlu, her gündüz Nişantaşı. Bir haftada son kullanma tarihi geçen erkekler. Ama hep insan ihtiyacı. Eleştirilme ve yalnız kalma korkusunun yanında son derece şahsına münhasır ve dikkat çekici bir karakter. Yalnız kalınca mutlu olma ama yalnız kalmaktan korkma. Derin bir huzur arayışı. Huzuru düzende bulmaya çalışma, fazla düzenli olduğu düşüncesiyle psikoloji kitapları karıştırma. Bugün bir tek bu şarkıyı sevdim Today she's been working, she's been talking, she's been smoking, But it'll be alright, Cos tonight well go dancing, well go laughing, well get car sick, And it'll be okay like everyone says, it'll be alright and ever so nice, Were going out tonight, out and about tonight. Today shes been sat there, sat there in a black chair, office furniture, But it'll be alright, Cos tonight well go drinking well do silly things, And never let the winter in, And it'll be okay like everyone says, it'll be alright and ever so nice, We'll going out tonight, out and about tonight. We'll go to peepshows and freak shows, We'll go to discos, casinos, We'll go where people go and let go Oh whatever makes her happy on a saturday night... | ||
|
|
||