|
27 Eylül 2009, Pazar
saat: 17:51
Kendimi eskitme konusunda bir numarayım. Resmen değersizliğimin ispat için her türlü ucuzluğu yapıyorum bu günlerde. Kulağa abartı geliyor ama ayrıntı verirsem ne kadar fena şeyler yaptığımı herkes okuyacak. Onun yerine ben bu ara kötüyüm günce demeyi tercih ediyorum. Kötüyüm ama iyinin zıttı olan değil daha çok rezilin yoldaşı olandan. Dün B ve M ile sinemaya gittik. Film öncesi E ile karşılaştım yeni kitabı için yaptığı hazırlıktan bahsetti sonra da başbaşbaşeditör M hanım ile yapacağım görüşme için cesaretlendirdi beni. Pozitif enerjiler aktı her yanımdan. Sonra konusu harcanmış klişe Amerikan filmimizden çıktık ve M ile Taksim'e gittik. Yedik içtik konuştuk. Sonra o eve gitti. Ben biriyle öpüştüm sonra devamı geldi sonra gene fena hissettim. Gene aynı his dayandı kapıya, kafamdaki ses olup saydı sövdü. Boşluğa baktım, annelere yapılan cinsten bir ketumlukla sadece dinledim. Haklıydı ama öyle işte. MSN listemde 28 yaşında olan bir İngiliz ile konuşuyorum. Gerçek aşka olan şaşmaz inancından bahsediyor sürekli. The one isimli o şahsın elbet geleceğinde, ruh ikizinin dışarda beklediğinden falan. M. ye anlattım bunu, 16 yaşımda bıraktım bunları dedi. Güldüm, o kadar haklıydı ki. Yeni evimde, yeni odamdayım, teyzelerimin tuhaflıkları tam gaz devam ediyor. Yazarken bile utandığım kıskançlık duygularına hakim olamıyorlar. Bakıyorlar, konuşuyorlar sonra da evimizin içine sızıyorlar. En iyisi bile kendi kardeşi değil de karşısındakinin tek rakibi olduğunu sanıyor. Kardeşim yok, tekim ve mutluyum bundan dolayı. Rüyamda jelibona benzeyen solucanlar beni kemiriyordu.Sonra kaçtılar ben bağardım, canım yanmıştı. Annem kızdı, sen getirdin bunları, nerelerde kaldıysan oralardan getirdin. Sürekli düşünüyordum nereden getirdim bunları, nerelerde kaldım diye. Uyku yok bana. | ||
|
|
||