|
30 Eylül 2009, Çarşamba
saat: 22:50
Kayıp eşya bürosu İçimde metrajı gide gele uzayan film gibisin seansı kaçmış başrolde kimsesiz isimsizler dolu olan siyah beyaz bir film boş salonlarda gözleri görmeyenlere izletilen cinsten biraz erotik biraz çocuksu biraz öyle biraz böyle işte arkalarda bir kız oturuyor elindeyse kendini satarak aldığı sinama bileti sonunu bilsede izlemekten bıkmadığı bir film için tüm gerçeklerini göze alıp gelen biri çıkışı kalabalık olmayan bu hayatta ite kaka filmi sonlandırdı oda rüzgarda dağıldı tüm dikkati ve yola koyuldu uçuk pembe montu tek dal sigarası ve tüm hayelleri ile yürümekte aklında ise sonunu bildiği o film sevmemişti bu raslantıyı yada o filmin sonunda ölen kişi sayısını hüzün vardı üstünde başında sebebi oydu bir çocuğun gözünden izlediği o siyah beyaz film neyse... vakit hızlı akarken buldu yolunu eve giden son treni cam kenarı bir intahar olsun istedi tanrının bile dudaklarını ısırtan cinsten "neden bu benim aklıma gelmemişti "dedirtmek son fırsattı onun için ama yapamadı dikkati dağıldı çığlık çığlığa önünde iki erkek sevişirken o kendinde değildi raylar ona fazla trenler vakitsiz insanlar ahlaksız geldi sonrada kaçıp gitti çok uzaklara beceremedi aklındaki intiharı nerdeydi şimdi? hangi özne onun karşılığı artık önemli değildi yada hangi kayıp eşya bürosunda sevişirdi kim bilir zamansız mekansız isimsizdi azı bozuk bir yalan yalnız ölen kaygan bir bedendi ne fark ederdi... | ||
|
|
||