|
02 Ekim 2009, Cuma
saat: 02:13
benimde söyleyeceklerim var... Kaydedeger bir iş yapmasam, kendimi geliştirmek adına bir bok yemesem hatta günlerimi anlamlı kılmak huzursuzluğuna rağmen ufacık şeylerle doldurmasam bile söyleyeceklerim var... yukardakiyle konuşurken ve günü temize çekerken; öfkenin beynimde ötesi vücudumda bıraktığı tadı düşündüm... Belli bir dozajı aşmadığı sürece o tadın bir hazzı var bunu kendisiyle barışık olmak için mi geliştirdim yoksa karakterimin bir parçasını bilmiyorum... beynimin tüm izinleriyle imarlı olarak devam ettirdiği içinde spor salonu, yüzme havuzu, çocuk parkı olacak sitede böyle bu tada izin vermemesi gerekiyor. İnşaat devam ederken büyük kepçeler, sağlam bir temel için ruhumun dehlizlerini kazıyor, diğer yandan çelik konstrüksiyonlar Route 66 gibi 100 yıl dayansın diye tüm yollara döşeniyor, yollar doğalgaz, elektrik, telefon için tekrar tekrar kazılmasın diye ince ince tüm kablolamna ve alt yapı düşünülüyor, hesaplanıyor... Kendisiyle başetme barışma yolu bile olsa bundan sonraki ikametgahımızda, hem sehir plancımız hem mimarımız hem de mühendislerimiz tarafından uygun görülmedi... Tadın başka bir duygunun lezzetine dönüşmesi için yukarıdakiyle görüşmelerim devam ediyor... uzunca bir sürede devam edeceğini düşünüyorum... "Hayat ciddiye alınmayacak kadar kısa..." Öfkede yemede yanında yat denecek kadar lezzetli değil... bu guncemizde karışık ve sacma olsun... ciddi olmasında kısmetse olsun... Sevgiyle kal... | ||
|
|
||