|
02 Ekim 2009, Cuma
saat: 14:22
yılını anımsamıyorum. yılını siktir et. okula gidiyordum. otobüsle. taksime geliyordum önce, oradan aktarmayla ortaköye. neyse uzatmayalım. the marmaranın önüne gelmişti otobüs ve trafik de tıkanmıştı tam orada. sanırım biraz acelem vardı ya da sona bu kadar yaklaşmışken 10 metrelik yolu otobüsle gitmeyi beklemek anlamsız gelmişti. öne doğru ilerledim şoförün yanına ve kapıyı açmasını istedim kibar dille. başını hiç çevirmeden, bakışlarını yoldan hiç ayırmadan, kolları koca direksiyonun üzerinde, "neden" diye sordu en kadir inanır sesiyle. "inmek istiyorum" dedim. yine aynı pozisyonda ve aynı ses tonuyla "akrepler" dedi. o an ya bir kamera şakasının içinde olabileceğimi ya da -daha akla yatkın olanı- akbil basma seslerine aşırı düzeyde maruz kalmaktan balataları yakmış histerik bir şoförün inanılmaz geyiğiyle karşı karşıya olabileceğimi ancak algılayarak, gayri ihtiyari "ne akrebi?!" diye soruverdim. bu kez yine yüzüme bakmadan, boynunu biniş kapısına doğru uzatıp başıyla taksileri işaret ederek "sarı akrepler" dedi yine o kadir inanır ses tonlama/tınlamasıyla. deli deliyi görünce değneğini saklarmış. "peki" diyip oturdum yine bir koltuğa zaten bu mizansenin hemen sonrasında yol açıldı ve otobüs duraklara vardı. hemen kendimi dışarı attım. biraz duraksadım, düşündüm. sonra kendi kendime deli gibi gülmeye başladım taksim meydanında. ortaköy otobüsüne bindiğimde hâlâ kıkırdamalarımı bastırmaya çalışıyordum. hayatta(n) keyf alın. ... | ||
|
|
||