|
02 Ekim 2009, Cuma
saat: 14:24
Hatasız kul olmazın fatih akının çektiği belgeselde yeralan kısmını izledim öğle arasında eve gittiğim vakit. Bir yanda dün söylediğim sosis kenarlı pizza ısınırken, bağlama ile gitar ne kadar yakın aslında diye -tekrar- düşünürken, zaman geçirdim geldim. Adamın attığı sololar, böyle 80 lerin rock parçalarındaki gibi tamamen, sadece onu dinleyenler anlamıyordur muhtemelen, keskin duruşlar, bas tonları, çok saçmalayıp ana tempoya dönmesi falan. İyi çalmış. Gerçi ne kadar başarısı vesairesi varsa o salak televizyon programlarına çıkınca silinmişti gözümden. Ama iyi çalıyor o kesin , neyse; Dermansız dert olmazmış, sağolsun arkadaşlar dermana sardılar rahatladım biraz şimdi. Bu konu hariç bakış açım değişmiş falan değil. Çok fazla sinirlenmediğim için genelde sanırım çıkışlarım keskin oluyor. Akşam da bir arkadaş getirtcem eve, ( öyle bende; getirin diyorum tutup getiriyorlar) işyerinde bu sıralar; H:-şu masaya da birini bulalım boş kaldı, ama farklı olsun rakçı olsun B:- e malik var rakçı Malik: ben sessiz mi geldim gözünüze? H: evet sessizsin sen. C: Hapşu H: şimdi hapşurana çok yaşa diyorsak öksürene de çok öksür (!!!!!!) dememiz lazım. C: Al abi ( beyni b ye verir) B : ( beyni H ye fırlatır) garip bir iş ortamım var ya. | ||
|
|
||