03 Ekim 2009, Cumartesi
saat: 00:32


kafam çok karıştı günlük ya:S ne düşüneceğimi nasıl bakacağımı şaşırdım.neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar veremiyorum.
mesela biri çıkıyor diyor ki kürtçe diye bir dil yoktur,toplama bir dildir diyor.hakikaten de söylediklerine bakarak oradan burada çalıp çırpma bir dil olduğunu düşünüyorsun verilen sayılara bakarak.ama karşıdan biri çıkıyor diyor ki ulan mal sana ne aq benim dilim benim kültürüm ben ister 2500 çince 3000 brezilyaca 1000 yeni zellandaca kelime alır konuşurum diyor.o da haklı şimdi.saygı duymak gerekir.
eşitlik,hak,özgürlük kavramları arkasından kürt milliyetçiliği yapılıyor.sanki herkesin kıçında altın don varmış da bir kürtlere iş hakkı tanınmıyor! bir kürtler ezilen halk! mış gibi bir tavır takınılıyor.buna acaip sinir oluyorum.yani ibrahim tatlıses gibi,küçük ceylan,mahsun kırmızıgül gibi piyasanın kaymağını mandadan çıkartıp yiyen adamlar varken,turgut özal cumhurbaşkanı olmuşken,aziz yıldırım 10 yıldır başkanken ki roberto carlos gibi dünyanın en büyük futbolcularından biri bile onun parası hakkında konuşabiliyorken "hala ezilen halkların kardeşliği!!!" gibi ironinin allahı bir kavrama ben götümle gülüyorum...ulan ezilen halklar kürtlerse bunlar alman mı :D bu ülkede çalışan adam parayı kazanıyor kardeşim kim kürt olduğu için önü kesilmiş ? vardır önceden yapılmıştır olabilir ama artık iş değişti artık yemiyor kimse şu ezilen halkların kardeşliği zırvalığını...kaldı ki bu adamlar kendilerinden olmayanı piyasaya bile sokmuyorlar.yani "ezilen halklar" oldu sömüren halk :D
önceden sosyalizme bir sempati duyardım şimdi biraz korkuyla yaklaşıyorum biraz da mantıksız geliyor.hiç bir zaman ben komünistim ! diye dolaşmadığımdan dolayı döneklik gibi bir korkum yok.sadece sempati duyuyordum ama şimdi daha uzak geliyor.bir kere rejim düşmanı bir fikir.ikincisi atatürk düşman. bir üçüncüsü ise direk benim kendi fikrim;yahu herkes işçi olur mu? insan doğası gereği doyumsuz,özenti içinde olan,lüks-gösteriş meraklısı bir canlıdır. bunun ya bazıları ya hepsi zaman zaman ortaya çıkar. yani ben istediğim zaman istediğimi alamam,yapamam,yiyemem vs.birileri tarafından bir nevi kendi özgür iraden varmış gibi gösterilip koyun sürüsü olmaya zorlanıyorsun.adı üzerinde zaten "komün"izm.yiyeceğin et kartla,içeceğin votka kartla.markası aynı.içebileceğin miktar sınırlı.zevklerin sınırlı.lüksün yok.ama yönetici kademe için öyle değil işte.onlara serbest :) ama sen yurt dışına çıkamazsın.para biriktiremezsin.en saçması da eşitlik.ya ben doğuştan yetenekli doğmuşum.doğa beni diğerlerinden farklı yaratmış.nasıl eşit olabiliriz ki? bunun renkle dille dinle alakası yok.ben müzisyenim,benim kulağım sizden daha iyi duyar,estetik duygum daha gelişmiştir.güzellik benim için size göre daha farklı yorumlanır. vs vs. özetle ben sizden doğuştan farklıyım.sonra sen gel herkesle birsin de.bu kesinlikle "adalet"sizce bir yaklaşımdır.doğa kimseyi eşit yaratmamıştır ki sen eşitlemeye çalışasın.kimisi uzundur kimisi kısadır,kimisi sarışındır,kimi esmerdir,kimi hızlı koşar,kiminin bir gözü görmez,kiminin kolu yoktur,kiminin gözleri çok güzeldir falan filan.burada bir eşitlikten söz edemeyiz ki.ha diyeceksin ki işte biz de bunları görmeksizin herkesi birbiriyle eşit haklara sahip tutuyoruz.ama eşit hak olayı demokratik yönetimin temelidir.uygulayanlar orospu çocukluğu yapabilir ama bu yöntemin yanlışlığı değil baştakilerin ibneliğidir.
sonra televizyonda engin çeber olayını gösterdiler.adamı 9 günde öldürdüler...ne günahı vardı lan adamın ölmeye? kim ölmeyi hak eder ki? (tecavüzcülerin dışında,onları tecavüz ederek öldürme taraftarıyım,işkence ile öldürülsünler.) bir insanın canını sen nasıl alırsın ulan? ama öte yandan devletin rejimina karşı bir hareket içindeler,amaç devlete düşmanlık.polisi tahrik ediyorlar.kim bilir ne oldu bitti? neler yaptılar da bu polisler e zıvanadan çıktı birşeyler oldu orada...ama ölmeyi hak eder miydi peki?
peki ya devleti korumak için görevini yapan insanlar? onları nasıl sinirlendirdiler?...
hangi birine hak vereceğimi,hangisi doğru hangisi yanlış,nasıl düşünmeliyim bilmiyorum günlük ya...kim haklı?
işin abuk tarafı tarafsız kimse yok.herkes kendine çekmek için kendini mazlum göstermeye çalışıyor.kimi dinlersen ona hak veriyorsun.içimden bir ses diyor iki tarafın da haklı olduğu ve haksız olduğu yerler var.bu ülkede kimse sütten çıkma ak kaşık değil bunu biliyoruz.
ama asıl soru kim daha suçlu? kim daha günahkar?
sürekli olarak eziliyormuş gibi gözükmeye çalışan,20 tane çocuk yapıp sokağa salan ondan sonra açlıktan birbirini kemirenler,sokaklarda 5er-10ar dolaşıp elalemin karısına kızına sarkan,tecavüz eden,girdikleri sektörü,ortamı kendi tekellerine alıp ağlananlar mı? 70 milyonluk bir ülkenin pasaportunu-kimliğine sahip olma gücüne sahip olup onunla rahatça dolaşıp her fırsatta ülkesine bok atanlar,ezip imajını lekeleyenler mi?


yıllarca insanın en temel özgürlüğü olan dil,kültürünü yok saymaya çalışan,insanları yoksulluğa itip dağa çıkmasına yol açan,eğitmeyip eğitmeyip sonra da "eğitim şart!" diye dolaşanlar, anlamaya çalışmak yerine yok etmeye çalışanlar mı?

benim aklım almıyor artık ne doğru ne yanlış...


istanbul
hosting