|
03 Ekim 2009, Cumartesi
saat: 07:13
yine geldi kafamın bir yerlerini kemiren içimdeki prenses kertenkele, ve ben yine bütün gün 5 yıl öncesine gittim, anladım ki bütün aidiyetlerimi 5 yıl öncesinde bırakmış ve üstüne basa basa,kendini anlatırken bas bas bağırdığın gibi 'eksik' yaşamışım. bu gün o kitapçının önünden geçerken (el ele tutuştuğumuz kitapçıları,beraber soluduğumuz havayı,yürüdüğümüz yolları problem edecek kadar klasizme muhtaç olan seni derinlerimde bi odada kilitleyip)ben sadece kitaplara dokunmak istemiştim orada.. -biraz bakabilir miyiz lütfen? Gizem bekler misin bi saniye. ve yıllar yıllar sonra neredeyse yıllardır yaşamadığım bi titreme duygusu, elinde kahve fincanı,gözünde gözlükleri,dişinde kırıklarıyla...ahh ben o ben ki senin destanında kendi destanını okuyan.. o ben ki seninle aynı anda o gece uykusunda kant'a küfürler sıralayan.. ama senin hiç duymadığını sanma yanılgısıyla aslında kendi sancılarını kendi sanrılarına karıştıran.. hata devam ediyor-du! hayatının her alanında itinayla hatalar yapan ve daha üstün bir itinayla hatalarına hatasız gerekçeler uyduran ben seni yarattığın sıfırın içinde bekliyordum zaten senden önce atlamıştım o sıfırın içine beni bununla meşrulaştırdığın ilk travmanda. "bir ömrü en iyi ölümler tanımlar" diyen bir adam için bu metin, "yanımda uyuyor baktıkça güzelleşen bir kadın yanımda oluyor yanımda ölüyor ardında büyük boş luklar bırakarak" diyen, yüzü yüzüme kapanan, içinden çıkamadığım, yığınla öpücük borçlu olduğum bir adam için.. öpünce geçmez mi? öpünce geçmez mi? ölünce... bu kez benim ağzımdan tekrar: ben seni her zaman içimde taşıyorum bu bir. beynimde seninle kalbimde bu da iki. evet bunlar benim sözlerim. ve bu sefer sen kaldır kafanı ben duramıyorum!!! bu da üç. İ'n ine U'dönüşü bekliyor!!!! çünkü bu sürgünlüğü,bu cehennemi kendi elinle seçtin sen. bu benim bedenim. bu senin cehennemin! ( BURADAN ÇIKIŞ YOK DİKKATLİ OKUR!!! ) | ||
|
|
||