03 Ekim 2009, Cumartesi
saat: 17:44


yazmayacaktım ama şaşırdım şirazeyi iyice.amannnnn ekime kadar yolum var nasılsa yalancı,ikiyüzlü bir hangi biri, herhangi biriyim sevilenin gözünde. yazayım da yalanlarım aksın,pisliklerim pırtlasın,iki yüzümün ikisi de orta yerinden kırılsın. ete sürülen bıçak,etin ilk anda öylece zarafetle yarılması ve sonra ılık kanın gürül gürül akması. defalarca aktı kanım yok metafor değil canım efendim. harbiden burnumu kemiğimi kırdı parçaladı, ellerimi, ayaklarımı paraladı, günlerce yürüyemedim. sırtımda belimde sopa kırdılar, içimi parçaladılar bu da metofor değil. parça parça etim sızdı bacaklarımın arasından.gık demedim demem. hayatın alaycı sillesi hohoyt! dibe vurmak mı pöh! anca müstehzi bir edayla gülerim ben o sizin evceğinizden konformist konformist kaçma eğiliminizden. kaçmak,acı çekmek benim alanım adana sen çık bakim aradan.düş yakamdan adana düş sefilliğime düş,içime düş adana.karanlık sanıyorsun sen adana kebap ve şalgam kokan mor havuç sokaklarını.yok adana öyle 56ya gitmiyor sizin oralarda hayatlar.öyle allahın adamıyık sohbetler ceyhanda boğuldu,ben senin yazdıklarına inandım be! türü asabiyetler yalan be adana.yok öyle birşey adana,bizim tende bıçak keyfimize inanmayan kendine inanmayandır adana.daha yazacaktım ama kurutamayacağımdan ürktüm kağıtta mürekkebi adana.

istanbul