12 Ekim 2009, Pazartesi
saat: 19:44


Hayatımın en yoğun dönemini mi yaşıyorum, bana mı fazla geliyor anlamadım günce.

12 Ekim olmuş, ama 2009'da. Bir gün daha geçti gidiverdi avuçlarımızdan demek ki. Peki bu acele niye? Acele giden ecele gider ya hani, ölecek miyiz nedir...

Omuzlarım gitgide ağrı konusunda dozajı arttırıyor. Doktorların yıllaaar önce yaptığı tek uyarı olan "stresten kesssssinlikle uzak durman lazım" sözünü, mesleğimle ezip geçmekte ustalık kazanıyorum her geçen gün.

Hayatın öyle bir noktasındayım ki, herşey oldukça yeterli aslında - belki de fazla bile. Ama o kadar garip bir eksiklik hissediyorum ki, her an çocuk falan yapabilirim. Böyle saçma sapan duygular içinde gezinmeye başladım. Sanırım ben bu aralar çocuk istiyorum çok fazla. Evlenesim dahi yok. Bir insana onca yıl, bir tek çocuk için katlanasım pek yok... Belki de öyle bir insan çıkmadığındandır karşıma. Belki çıkmıştır da, ben henüz farkında değilimdir.

Çoook karmaşık, pek acayip bir dönem günce. Ben şu eve yerleştiğimden beri sürüp gidiyor. Bugün, çok çok istediğim bir yer beni iş görüşmesine çağırdı - üstelik ben onlara başvurmadan. Çok mutluyum, nazar değecek diye de korkmadan duramıyorum. Belki de berbat bir iştir. En azından stres konusunda beni benden alacağını hissediyorum.

İnsanları daha az önemsemeye başladım. Bazı insanları da daha fazla aslında. Eşiklerim beşiklerim bir değişti ki sorma (sanki senin de umrundaydı).

Ben bu romanın sonunu çok merak etmeye başladım günce :) Ya da romana bir son satır ekleyip biriyle evleniversem mi ne... Bocalayıp durduğum da oluyor bu aralar, kendimi çok bağımsız, çok güvenli, çok iyi hissettiğim de.

Hayat sanki benim içimde. Zorlamanın alemi yok. Sanırım bekleyeceğim biraz daha. Pişman olur muyum? Niyeyse hiç sanmıyorum.... Umarım da olmam.

Yine konusal bir bütünlük yok, oradan oraya atladık zıpladık sadece :)

Neyse...

Toparlanıp çıkma zamanı :*

istanbul
hosting