|
12 Ekim 2009, Pazartesi
saat: 23:04
yolculuk 1 bak şimdi bu saatte içmeye başladım ben birazdan da çıkıp ilk akşam beraber oturduğumuz yere gidicem biraz da orda içicem orda ne içtiysem sonra sen kardeşim bu acıların hepsini sır olarak saklicaksın benim için içip içip bir rota çizicem ayık kafayla yürüyemedim düz çizgilerden oluşan ucu açık kısacık bir rota bir şehri anlamlandıran bir kadın sedvim çünkü ben ben hazan diye anıldı bu şehir we beni bilirsin nasıl da sewerim fütursuzca belki de o yüzdendir n zaman bi kadını sewsem şehri terk edişim anılar we kokular üzerimde nefes alışı haram bir cinneti yaşıyorum tam şuan dert production'ın tüm hisseleri senin olsun ben sadece ilhamın olarak kalayım kalayım ki sen gözyaşlarımı yazabil hani hiç akıtmadığım ama ne zaman alnım çatılsa senin nefesini daraltan göz yaşlarımı bir anlık bir sessizlikte tüm kamyon şoförlerinin üstümden geçişi öyle bir ton bulmalısın öyle bir havası olmalı ki yalnız benim nefes alabildiğim kapkara dumanlanmalı her yer her yer saat: 23:05 yolculuk 2 Kış uyusuna yatar gibi Sıcağın kıçıma yapıştırdığı donumdan muzdarip Kelimelerim buharlaşıyor 45derece sıcağın altında Elimde sigaram Aklımda her hikmetsen, Acısı istanbul coğrafyası Sewgilimdin! Fark etmişsindir Cümlelerim yarım, betimlemelerim yamalı Issız her dar sokakta Cadde özlemi benimki. Kutsal namelerimden Şımarık çocukluklarım geçiyor Ellerimde yanık kalp uçlu aşk mektuplarım Rastgele fırçalayıp Soyut anlamlandırmalarım tuallerime. Anlaşılmak için değil, Anısızlığıma inat, Olur da ansızım, ansızın, ansız, Beyinsizliğme dank eder diye zaman Bir çark misali noktalarım olsun çabası... July 25, 2009 at 10:32pm saat: 23:06 yolculuk 3 Sütsüz kahvelerin acı olur sabahları, Afyon patlasa da yürek yırtılır, Gün doğumundan çok uzakta, Issız bir rüyadasındır. Tek sebebi saçmalık olan cinayetlerin Tahamül sınırlarının zorlanması olarak geçer Azmettiricisi Ve sen Namludan çıkan kurşunla Önce kendini deşersin, “avuçlarında bir yığın yaprak” Nerden geldi ki şimdi aklıma bu ahmak Tribi sonsuz, Sorumlulukların içinde uzaklar hayaldir “bir tatlı huzur almaya” gelenlerin Hatrı bilmem kaç yıl fincan kahvelerinde Ekşimekten yorgun suratlardır Telve diye fala kapatılan, Ve ne zaman aşık olsan Herkes fincanın tepesinde müneccimdir, Senden başka Benden başka July 26, 2009 at 9:55am saat: 23:07 hayatımın kokusu Hayatımın Kokusu, Dolayısıyla, Ancak nefesin nefesime karıştığında, Bedenlerimiz birken anlıyorum ben, Çöl sıcağıyla, tok karnına uyunanın farkını. Aşkımı tarifin özgün bir yazıtı kalmamış ise de Betimlemesi bize özel bir hikayeye başlamışız, Bazen yazarak bazen, Yaşayarak ya da yaşatmamaya yeminler ederek, Sensiz, Bensiz. "Attığım her adım cennetedir!" demiştim, Elin elimdeyken, Hiç bir gün gözüme batmaz, Akşam vakti üstüne yürürken güneş. July 31, 2009 at 10:05am saat: 23:14 doğmamış korkularıma gebe kalmak istemiyorum kadın. huzur dediğin hazine monoton bir sabrı da beraberinde getrir muhtemelen. benim kristal sarayım bu! dünya'nın bokundan püsüründen kaçıp, bahçemizde kendi yeşilliklerimizi yetiştirmek istiyorum. saçların koynumda ağarırken, her gece bir yıldız daha asmak istiyorum gönlüne. her aldığın soluğa hayran, göğüslerinin sıcaklığını tenimde hissetmek. Hayatın bütün erotizmi H! elin yanlışlıkla etime deyse bir hoş oluyorum. olur olmadık zamanlarda heycanlanmamın sebebi bu, kalbimin sana atıyor olması. gerçeğin içime dolduğunu hissediyorum kokunu nefes aldığım her soluğumda. ben sana yazılmadık satır, dizilmedik mısra bırakmazdım sığsaydı aşkın kelimelerime. oysa ben yazdığım her kelimede, aşkıma ne kadar dar geldiğini görüp gülümsüyorum, her hece. batmayan güneş desem mesela, kifayeti yarım bir betimleme olur ama güneş batsa da aşıksam ben, güneş batsa da olur ya da yıldız kaysa?! 04/10/2009 saat: 23:15 aşk öyle birşey işte, olur olmadık anlarda, aklının hırsızı... kalbim ismini heceler, sen uzakta her geceler! bir delilik sancısı sensiz her nefes, sosluksuz uyanıyorum ben, sensiz kabuslarımdan! ıslak bir martini damağımda, acısı tuza batırılmış, o ölümsüzlük suyunu içiyorum, ismin, hayatıma kadeh! saat: 23:16 bir aşk mevsimiydi SONBAHAR, durduk yere sel aldı yüreğimi! ıslak taksim taşlarının, meyhane arası sokaklarında, kokuna düştüm ben, tenim tenine pervane! | ||
|
|
||