13 Ekim 2009, Salı
saat: 01:23


Hoş geldin;
Yorgun görünüyorsun, uzaklardan geliyor olmalısın. Otur soluklan biraz, bir yorgunluk kahvesi yapayım sana. Nasıl olsun kahven? Tamam, hemen yapıyorum.
Uzun zamandır seni bekliyordum. Evet, geleceğini, şuan ki mutluluğa erişeceğimi biliyordum ama beklemekten sıkıldım biraz. Neyse geldin ya, artık ve bundan sonra, yani hayatımın tüm geri kalan kısmında seninle ve senin vereceklerinle olacağım bu güzel duyguyu bana yaşattığın için teşekkür ederim hayatım.
Bir an olsun yanımdan ayrılmak istememen ne güzel. Çünkü ben de senden 1 adım uzak kalsam nefes alıp verişlerim sıklaşıyor, bizi kenetleyen her neyse, o güzel şey bizi uzaklaştırmıyor birbirimizden.
Sabahları uğurlamak seni güzel başlayan bir güne ve o güzel günün arkasından gelecek olan mutlu bir akşama karşılamak seni.
Her gün, her saniye yenilenen, tazelenen sevdamla, sana olan bitmeyecek aşkımla evimizin en ışık alan pencere kenarında, sıcak kahvemin yudumlarının verdiği huzurla ve o ilk zamanki heyecanımla boynuna sarılacağım anı beklemek. İşte yıllardır sorduğum ama cevap alamadığım "hayat nedir, mutluluk nedir" sorularıma cevap bulacağım anmış senin her akşam dönüşünde boynuna sarıldığım an.
Evet, vermemişti şimdiye kadar bana senin verdiklerini. Zaten ben hiçbir şey yaşamamışım sanki. Ne gördüysem, ne öğrendiysem sende öğrendim. Kimse gözlerimin derinliğine bakarken böylesine titretmemişti yüreğimi, hele bir de yüzü hafiften kızarmamıştı senin gibi.
Bir balkon serinliğinde uzanmışım dizlerine, saçlarımı okşarken sen arkadan sadece ortamı daha bir güzel hale getiren ve artık hayatımın her yerine koyduğum o mucize, o doyulmaz aşk şarkılarının her harfine koymuşken sen beni ve ben senine adım attığım her ana, koynunda uyandığım her sabaha şiirler yazıyorsam durmaksızın. İşte aşkımızın, işte mutluğun doruğundayız.
Dünyada yaşamak istediğim ne varsa seninle yaşamak öyle güzel ki, dilediğim ve dileyeceğim bütün dileklerimin seninle, senin yanında gerçekleşmesi.
Ah aşkım öyle büyük, öyle göz alıcı ki, bakamıyorum baktıramıyorum kimseye. Her hafta sonları öğle vaktinin en güzel, en güneşli saatlerinde, saçlarımın gölgesinde uyurken sen, gözlerimi bir an olsun kırpmadan seni izlemek ve izlerken her salise sana yeniden ve hızla büyüyen bir aşkla âşık olmak ve sevmek ölesiye.
Bana bunları yaşatan, yaşamamı sağlayan sensin. Öyle çok seviyorsun ki beni, öyle dolu ki her yanım sevginle. Evde olmadığın anlarda bile dolaşırken evimizin içinde, ruhumun en ince yerinden giren o eşsiz, o anlatılmaz sevgin. Ve o mükemmel yüreğine sadece benim sahip olduğumu bilmem düşüncesi.
Demek ki aşk böyle bir şeymiş. Kimi zaman liseli âşıklar gibi utangaç, kimi zaman efsaneleşmiş aşklar gibi güçlü ama asla ve her zaman yıkılmaz ve kopmaz bir aşk bizimkisi...
18.Eylül.2007
LametadeLLameLa


istanbul
hosting