|
13 Ekim 2009, Salı
saat: 11:18
güllük naber? ben pek garibim. az evvel bi arkadaşıma da dedim, bir yanım hoplayan zıplayan hipopotam (bu da ne demekse!) ama diğeri kafamın üstüne yorgan çekmek istiyor. yorganın altına saklanmak, tüm kötülüklerden, sıkıntılardan, acılardan hatta güzelliklerden bile saklanmak, sadece saklanmak istiyor... nooluyo beeeee? bak alışık değilim ben böyle duygularımı dışarı vurmaya. ama monalisa gibiyim. hahah da vinci ciğim yapmadım beni belki ama olsun o kadar da güzelim hani! yüzümün bir yarısı kış, öteki yaz gibi... sabah telefoncuğuma bi şeler olmuş, çalmadı hatta açılmadı bile. yani kendi kendine kapanmış. püff umrumda bile değil aslına bakarsan. hatta atsam tüm gsm leri kullanmasam filan nasıl olur? diyorum ama canım bu dediğime ben bile inanmıyorum tabii ki... dün sinemaya gittim. gittik daha doorusu bacımlan beraber. suretler. eh işte fena değil. daha iyisi olabilirmiş. ahh bi de ben bıktım bu tüm polisleri hayatından bezdiren "evladını kaybetmiş anne baba triplerinden" aa yeter yahu. bi adamın iyi bi adam olması için ya da kendini bir şeye salakça bir cesaretle adaması için ille de birilerini kaybetmesi acılar içinde kıvranması hayatından bezmesi mi lazım? bak pardon ama eğer öyleyse bile lütfen artık başka bi şey bulun! yeter ama aaaaaaa... ama canım benim tüm samimiyetimle söylüyorum bu ara sadece film izlemek istiyorum mu neee? bu akşam yine gidicem sinemaya. bu kez daha iyisi "ricky" ha bu ara ya Cinerama dinliyorum ya da The Good Life. acıklı şarkıları ninni gibi söylüyorlar. acımızı hafifletiyorlar. böyle kuş tüyü etkisi yapıyor kırıklıklar... neyse, Allah bana koraylık versin ;)))) al sana şarkı; Cinerama - Hate "In fact just everything is telling me this is where the love affair ends! I hate your style and your smile, and I regret. That almost everything about you makes me wish that we'd never met..." | ||
|
|
||