15 Ekim 2009, Perşembe
saat: 16:51


hayatta hayli garip insanlarla ve olaylarla karşılaşıyorsun şahenk. yakından baktığında ciddi, üzücü ya da komik gelen şeyler, yeterli uzaklıktan baktığında sadece komik geliyor.

ama sen başkasın şahenk. sana derin bir saygı besliyorum. hep diyorum işte elimde sihirli değnek olsa, o değneği kıçıma üç defa vurup sen olmayı dilerdim. sonra da pıt diye sen oluverirdim. halbuki bana kendim olmanın daha büyük erdem olduğunu söyleyenler de var. eh ben de az çok farkındayım bunun. fakat şahenk ah şahenk vah şahenk.

az sonra bir girişimin ilk adımlarını atacağım ve belki de frenkfört zıkuul bu girişimi görüp utanacak hatta yattıkları yerde kemikleri tir tir titreyecek.

sen bu işleri daha iyi bilebilirsin şahenk. bir sistemin içinde durup, o sistemin sağlamlaşmasına sebep olmayacak bir muhaliflik de mümkün müdür?

ah şahenk ah. dil diyorsun değil mi? utanmadan kızarmadan dil diyorsun. dil deyince ben utanıyorum artık.

dil bir saat mekanizması gibi kurulmuş ve tıkır tıkır işlerken yeterince uzun bir çomak sokarsak belki tökezler ve yere kapaklanıverir. işte o zaman tik tak, nik nak, lak luk demeyen yeni bir saat kuruluşu için belki birileri bir yerde ayağa kalkar. dilin tik taklı sesinin yankısı da susmuş olduğundan, bu müthiş sessizlikte o ayağa kalkan kişinin üzerindeki elbisenin kırışma sesleri bile duyulur. biz o kırışma seslerini duyarken dünyanın daha güzel bir yer olacağına dair bir ümide kapılıverebiliriz. ama yeterince uzaktan baktığımızda bütün bunlar gerçekten komiktir. gülümsemek isteyene elbette. değil mi şahenk?

istanbul
hosting