|
15 Ekim 2009, Perşembe
saat: 23:35
yazayım. bugun yavuz hoca ne yaptın okulu dedi . bıraktım dedim hüzünle. canı sıkıldı, benim de. ama bunda sıkıntıya değer bir şey olduğunu düşünmüyorum aslında. o kadar kararlıyım ki ve o kadar biliyorum ki ne istediğimi, o ses tonumdaki sıkılgan tını aslında yeni bir hayata başlarken ufaktan da olsa içime dolan garip burukluktan ve meraktan başka bir şey değil. bir de okulu bir sene için bile olsa özlerim gibi geliyor. yüksek lisansım da biyolojiden olmayıversin. sevmiyorum zaten fazlasıyla. yazayım. sabah üşendiğim silindiği için yazmaya zorlandığım cümlelerden 12 saat sonra arta kalanları. kin tutmak anlamsız bir şey aslında. o kadar vakit geçirdiğin insanları bir anda silip atmak da anlamsız. ben bunu yapıyorum ama geri dönüp baktığımda enn saçma sapan durumda bile nasıl da gülüp eğlendiğimizi ya da iyi veya kötü omuz omuza verip nasıl da ağladığımızı görünce ne aklımda neden küstüğüme dair bir ses ne de bir tını kalıyor. ve odtüye girdiğim sene hazırlığı atladığım için çok şanslı hissediyorum kendimi çünkü her ne kadar o bir seneyi değil üç senemi de kaybetmiş olsam yüksek lisans periyodumda, eğer ben hazırlığı atlamasaydım biliyorum ki bambaşka bir insan olurdum ve şu an kendimden o kadar hoşnutum ki. bunun en temel nedenlerinden biri de 'insan çevresi ile var olur' cümlesi olabilir. arkadaşlarım ve elde kalanlar o kadar güzel şeyler yaşattılar ki bana... asla korkmuyorum artık tek başıma kaldığımda yalnız kalmaktan. çünkü o yalnızlığı yok edicek insanlar var çevremde. bir sürü değiller elemelerimi güzel yaptım ve bazıları da çıktı gitti ama ben elimde kalmasını istediklerimle duranlara baktığımda pek de leziz bir kombinasyon kalıyor geriye. nasıl da mutluyum handeyi tuğçeyi emremi tanıdığım için. nasıl da güzeller. ve özlemim nasıl da tatlı. ne kadar çok ağlamışız gülme krizlerinden sonra ve ne kadar çok gülmüş ve hatta birbirimize de o oranda sinir olup kırılmışız. ama ne güzel ne kadar doğal yaşamışız. her birimizi bambaşka insanlar olduğumuz halde yargısızca sevebilmeyi başarmışız birbirimizi. olduğumuz gibi. ve ben tuğçe'den de daha çok tek çocuğu olmuşum hepsinin çok mutluyum ve garip bir huzur var içimde. her romanda bir uçarı olur. olmak istedim mi zamanında bilmiyorum ama ben buyum ve böyle kabul edildiğim için dünyadaki en şanslı insan olsm gerek. kimisi ay uzaktan bi artizdin sen dedi kimisi deli mi lan bu dedi. ama beni yargılamadan sorgulamadan içime inebilmeyi başaran bu üç insan oldu. odtüde harcadığım yıllarımın en güzel kazanımları bu insanlar. emre hande tuğçe ve erdem. daha yazamayacağım o kadar açık ve net ki. çünkü seni kıskanan şımarık bir kediye sahibim günce. elimin birini kıstırdı şu an the sun also rises... | ||
|
|
||