|
16 Ekim 2009, Cuma
saat: 10:53
evimde uzun bi aradan sonra ilk sabahım. eheh takırdayan sert tuşlu klavyemi de unutmuşum yaw. seviyorum bu gürültücüyü, özlemişim ! evdeki durum düşündüğüm kadar korkunç değil, en azından su basmamış. sadece klozette pas var biraz, baktım o da çıkacak gibi. geriye temizlik ve dolap düzeltmece kalıyo. temizliği uzman bi ele bırakmam çok yerinde bi karar olsa da gereken uzmanı bulamıyo olmak beni delirtiyo. neyse bakalım, hallederiz. eniştem yarın ameliyat olacaktı, pazartesiye ertelenmiş. evdekileri bitirdik geldik burda devam. umarım o da iyileşir annem gibi. m. ablam biraz bozuk galiba bana. pek arayıp sormadım. e annem konuşuyo yanımda ben de öğrenmiş oluyorum, aynı şeyleri anlattırmak saçma geliyo. bana fenalık basmıştı mesela. neyse hem artık burdayım, daha çok ilgilenirim. sorun şu ki ben oldum olası her işimi kendim halletmeye çalışırım. bakarım ki yetişmemin imkanı yok ancak o zaman yardım isterim. o da eğer karşı taraf niyetliyse. etrafımdaki birçok insan öyle değil. hemen bazı işleri başkasına havale etmeye yöneliyorlar. bu bir kınama değil yanlış anlaşılmasın. sadece ben alışık olmadığım için bazen sormak da aklıma gelmiyor, çünkü başedilmeyecek işler gibi gelmiyorlar. pff ne bilim, öyle işte. sanırım bencilliğim tuttu biraz. sıkıntının içinden çıkıp gelince tekrar aynı işlerle uğraşmak istemedim sanırım. artık hastaneye gittim mi ya başım ağrıyo ya midem bulanıyo çünkü. neyse benim şimdi gidip çıgınca birikmiş aidat borçlarımı ödemem gerek. c ya ! günün şarkısı: editors - papillon (sabah dinledim, beğendim) saat: 11:09 puf aynı 8 yıl öncesi gibi. annemler beni yerleştirmiş gitmişler ve ben piç gibi yalnız kalakalmışım istanbul'da, bu evde. üstünden çoook sular aktı, çok şeyler yaşandı ama az önce telefonda babamla konuştuktan sonra aynı o günlerdeki gibi zor tuttum sesimdeki kırıklığı ve ardından dökülecek yaşları. ahizeyi yerine koyar koymaz kurtulup kaçtılar prangalarından. anne,baba gibisi yok. | ||
|
|
||