|
17 Ekim 2009, Cumartesi
saat: 21:18
onun (O'nun) dünyasında sebepler, sonuçlar, ilişkiler, kavramlar ve hatta söylem yoktu. onun dünyasında cisimler oldukları gibi varoluyorlardı. her bir cisim diğerlerinden bağımsız ve benzersiz bir şekilde sadece belirli zaman aralıklarına münhasır olarak ortaya çıkıp sonra da gözden ya da algıdan uzaklaşabiliyordu. bu bağlamda varolan bir dünyayı kavramlar ve elbette kelimeler boyunduruk altına alamıyordu. işte o zaman bu dünyada yalnızca isimsiz renkler ve isimsiz tınılar kalıveriyordu. | ||
|
|
||