|
19 Ekim 2009, Pazartesi
saat: 02:03
nedense kendimi bir boşlukta hissediyorum, kötüyüm, çok kötü babamın morali bozuk, annemin dudağı uçuklamış botoxlulardan beter olmuş muhoyla kaç gündür görüşmüyorum ben de havalarda, nerdeyim, ne zaman aşağı inicem? göksu da tekrar üşüttüm öksürüyordum şimdi de hapşuruyorum içimin karartısı yüzüme vurmuş olmalı zavallı ve çaresiz, ortada dört dönen bir kara fatmayım. Franz kitabındaki gibi, sabah uyandığımda böcek olarak uyanacağım, 4-5 kolum bacağım olacak, normal penir yemezken kokulu peynir yiyeceğim, yatağın üstünü değil altını tercih edicem, tavandan aşağı inmicem, konuşurken tıslıyacağım, kimse anlamayacak beni, koca bir örümcek olucam. kimse tanımayacak beni, acılarım tükendiğinde de, ezik öleceğim, herşey bitecek. evet evet kesin yarın sabah öyle uyanıcam, Franz rüyama gelme... küçük küçük küpelerim var, cici cici yüzüklerim,uzun uzun düz düz saçlarım, kırık kırık buruk buruk kalbim, esmer esmer kara kara gözlerim, derin derin gamzem, bunlar neyi ifade ediyor bana? gözlerindeki ışıltı nerede? kırıkkaleye giderken, yolda kahvaltı yapmak için durmuştuk, rüzgar esiyordu, beyaz örtülü masanın, hasır sandalyenin üzerinde oturuyordum, yalnızdım. üzerimizdeki gölgeyi istemedik, üşüdük. yumurtayı soydum, reçeli yedim mi hatırlamıyorum, sonra yine rüzgar devam etti, arabanın içindeydim, yalnızdım. dönüşü de arabadan bir ses geliyordu, benzinliğe çektik, ses arabadan değil, laptop dan geliyormuş, hırçın ve sesliydi. aşti'nin araba park alanında arabanın arkasında çantanın içindekileri düzenliyordum, yolcu yolunda gerekti, kırıkkale çekirdekleri hala sıcaktı. açtım, yalnızdım. ağaç yoktu, sadece güneş vardı, güneş yaktı. geçmiş güne mazi derler, hatıralar adına da anı, resimler, eşyalar, kırmızı, no:8, şimdi arkamı dönüp yatacağım. ifadesiz ve sakin. ben değildim o, boş bakıyorum. odamın kapısı açık, rahatsız oluyorum aslında, ama kapatmıyorum, köşeye yaslanmayı seviyorum, ama yaslanmıyorum, bu müziği sevmiyorum, ama dinliyorum, yatmak istiyorum ama uyumuyorum. işte bu benim, yapmak istediklerini yapmayacak kadar tembel ve kendinde olmayan ben. böcek olmayı hak ediyorum ben. yalnız ve yatağın altında karanlıkta, tozlu yerde mutlu ve mesut.sorgusuz sualsiz. kıskanıyorum aslında, bundan kaçamıyorum, bu özelliğimi seviyorum, kıskanıyorum, ne yapalım, tozlu tozlu ya da vucuk vıcık kıskanıyorum... depresif bir günümdeyim, anlatacak kimse yok, anlatsam da böyle anlatamam, kim kabul edebilir ki böcek olma fikrini? kısa kollu ve kısa paçalı herşeyim, hiç tam olamadı çeyrek kalıyor hep. bugün çinden çok bahsettim, baktım ki o da yarım kalmış, niye bu kadar safım anlamadım ya... karakter yazmayı acayip çok özlemişim, hatırlıyorum, çinceye çalışırken, ellerimde sorun çıkmıştı, doktora bile gitmiştim , parmağıma iğne batırıp ne var ne yok bakmışlardı, acısını şimdi bile hissetim. ama hiç bir şey yokmuş, stress kaynaklı. hadiye'yi hatırladım, o beni götürmüştü doktora, şimdi bi kızı varmış. o zaman 26 yaşındaydı. beni çok seviyordu, aşırı seviyordu. hadiye, kapıyı kapattı, sonra kilidi bozuldu içerde kaldık, çince bilmediğimiz için sabaha kadar yataksız odada yerde yattık, yattık mı acaba? guangzhou sıcak memleket...ilk gün, ısınmış mermerin üstünde çantayı yastık yapıp uyumuştuk, yoktu onun gibi güzel bir uyku, herşeyden uzak, mermerin sıcağı ve tatlı uyku. hadiye bağırdı sonra, ondan sonra 10 gün daha yerdeydik, çindeydik. hadiye, zavallı. doktor doktor gezdik, o havuç kızılı saçlarını da kestirdik. zayıfladı. hadiye, neden ahımı aldın? neden beni çok sevdin? neden senden nefret ettirdin? neden hastaydın? herşey daha farklı olabilirdi, neden geldin yanıma? sana ait hiçbirşey yok yanımda, sadece yastığın başımın ucunda hala, biliyordun bu günleri, hadiye, neden neden neden. kızının adı ne? taiwanda hala mercimek çorbası yapıyor musun? bol havuçlu... çok kabarık poaçalarım için ne derdin? 20 yuan'a aldığımız o meyveyi adını da bilmiyorum, kırtasiyede nasıl unuttuk? ya kasımpatı çayı içerken, bana jiaozi ısmarlayışın, neyi sevdiğimi biliyordun, hadiye, nerdesin şimdi, kızın yaşına girdi mi? hani hediye alacaktım ben ona. hasta mısın hala? 40 küsür ateşini cahil ben nasıl indirdim. neden hadiye neden ahımı aldın? depresif gecemde 5 yıl önceyi neden hatırladım. hadiye, beni hala seviyor musun? sabah namazındasın, beni hatırladın değil mi... kıştı kar yağmıştı pekine, çok iyi hatırlamıyorum, kimdi o arkamdan kar topunu atan? gece 12ydi, pekindi, kaç kızdık? hadi kızım kalk yat, kalkmadan da yatabilirsin. geçmiş sadece bir örtüdür, ucunu açmaya gör. geleceğe basamak daya, sızladı burnumun ucu, yalnızım bu akşam, geçen akşam ki gibi, her geceki gibi. ne diyoruz, kaplumbağalar da uçar. ADI: göz göz | ||
|
|
||