19 Ekim 2009, Pazartesi
saat: 16:36


yazalım bakalım.
heyecanlıyım bu aralar. bir zıp zıplayıp bir küt idye oturduğum yerde oturuyorum. cumartesi ve pazar günü iki önemli konuşma yaptım. biri hocamdan tavsiyeler, ikinci oğluma tavsiyeler. ikisinin birbiriyle bağlantısı yok.
birinde başından üzülüp sonunda orta yolu bulduk, ikincisinde baştan sona üzgünlük.
anne olmanın araya ille bir mesafe soktuğunu bir kere daha gördüm. hele şu vaaz bitsin de gideyim, beklentisini. ağzımdan çıkanların kız arkadaşı (ya ya kız arkadaşı varmış da ayrılmış benim kuzum)ndan yahut bir başka arkadaşından, hocasından, büyüğünden duysa çok mantıklı ve üzerinde düşünülmesi gereken olarak algılayacakken, sırf anne olduğum için kulak ardı edileceğini bildim. bunu sorun etmiyorum hayır. işin doğası bu biliyorum. kendimden, ötekinden ve berikinden biliyorum. ses etmedim. söylemem gerekenleri söyledim. sonuç olarak neyi seçerse seçsin yanında olduğumu biliyor ve inanıyor. buna inandım, inanmak istiyorum. yeter ki harekete geçsin, eylesin...
sonrası onun için üzülmeler. canından can gidiyor işte, o kadar basit görünen çareleri onun görmemesi karşısında elin kolun bağlı bekliyorsun. görsün ve kendine gelsin diye dua ediyorsun. yapması gereken kötü de olsa bir başlangıç ve o ne kötü ne iyi herhangi birbaşlangıcın işe yaramayacağından çok emin. çarelerin içinde çaresizlik kötü bir şey.
hocama gelince (allah onu başımızdan eksik etmesin), canım benim şifa gibi geldi. karşında sana güvenen, ciddiyetle dinleyen ve sonunda onaylamasa da hak veren biri olması, sözlerini laf olsun diye değil, geçiştirmek, başından savuşturmak ya da ileride sana silah olarak kullanmak için değil, can kulağıyla dinleyen biri... dünyalara değişilmez, şeyhim, pirim diye boşuna demiyoruz. bunu beni dinlediği için değil, duruş-davranış şekli olarak onun bir parçası olduğunu bildiğimden söylüyorum. ben ya da bir diğeri onun için ayrım yok. adaleti ve en çok merhameti var, şükür.

geçtiğimiz iki haftanın sancısı, acısı başka bir şeye döndü sayesinde. ben de başka bir şeye döndüm. ırmağın ters akarken düze dönmesi gibi bir şey. konuşmalar, düşünmeler vs. iyi şeyler olacak yakın zamanda inş. bekliyorum hayretimi koruyarak ve şükürle...

anacımı az gördüm ama. gördüm bile sayılmaz. neyse bu hafta da göreceğim için içim rahat. hayırlısıyla, aklı buralarda kalmadan bir uğurlasak. hmmm bir akşam gideyim yine yanına. biraz da muhabbet edelim. gittiğim akşam geç olmuştu uyudu. sabah da gidilecek düğün derken bir kahvaltıda görüşebildik. canceğizim benim.

nise nise, işe döneyim şimdik. sanki yeni başlamışım gibi bir heyecan ve stres. bir dolu iş ve panik, hepsinin altından yüz aklığıyla kalkmayı diliyorum. belki öğreniyorumdur, stresi kullanmayı. bir de öfke kontrolünü öğrenirsem süper olacak. benimkisi ters işliyor yalnız, genelde öfke kontrol edilemez, tutulamaz ve yıkılır, parçalanır bir şeyler. bendeki tersine o yıkma, parçalama, parçalanma korkusundan içe dönüyor ve bir güzel bastırılıyor. bunu da öğreniyorumdur belki.
ulan kaç yaşındayım hiç mi bir şey öğrenmedin lan!
nise

istanbul
hosting