22 Ekim 2009, Perşembe
saat: 02:22


görsel bir eşanlamlılar sözlüğüne sahip olmak güzel şey. bir kelime yazıyorsun ve o kelimenin eşanlamına gelebilecek farklı farklı kelimeleri kelimeye belirli uzaklıklarla gösteriyor. fiilse kırmızı sıftasa yeşil gibi noktalar koyarak da kelimenin ne olduğunu bir bakışta gösteriveriyor.

tıpkı o görsel eşanlamlılar sözlüğü gibi kafamızın içindeki kelimelerin, kavramların hatta duyguların nerelere yakın nerelere uzak ve nelerle kesiştiğini gösterebilen bir haritamız da olsa keşke. çünkü bu işimizi çok kolaylaştırırdı.

özellikle soğuk savaşın ertesinde zafer nağraları atan abd, liberalizm, kapitalizm ve demokrasi üçlüsünü "evrensel" değerler olarak tüm dünyaya dayattı. ve pek değerli kalem gramsci'nin belirttiği üzere "yeteri kadar" dayatılan her şey bir süre sonra "doğru" haline gelebiliyor. abd'de gerçekten yeteri kadar dayattı. başardı da. saatlerdir ekşi sözlük ve benzeri zeminlerde türkiyeye gelen pkklılara dair görüşler okuyorum. herkes barıştan, demokrasiden, daha müreffeh bir türkiyeden yana.

avrupayı ya da amerikayı gören insanlar büyülenerek geri dönüyorlar. ve orada insanlar insan gibi yaşıyor kardeşim diyorlar. kimse almanyanın geçen sene türkiyeye sattığı silahları ve o silahlar için dağıttığı 40 milyon euroluk rüşveti konuşmuyor. kimse fransanın cezayirde neler yaptığından bahsetmiyor. kimse ingilterenin hindistanda neler yaptığından da dem vurmuyor. hollanda, ispanya, portekiz... listeyi uzatabiliriz. afrikada, asyada, amerikada bu ülkelerin doğal kaynakları sömürebilmek için kendi aralarında yaptıkları savaşları, oradaki yerli halklara yaptıkları işkenceyi anlatmaya kalksak bir ömre sığdıramayız sanırım. fakat işte o soğuk savaş ertesi jargonun kuşattığı kafalar hep bu ülkelerdeki refahın o insanların çok "disiplinli ve çalışkan" olmasına bağlayıveriyor. tıpkı görsel eşanlamlılar sözlüğümüz gibi. hollanda-refah-çok çalışkan-insan gibi-gelişmiş-medeni vs vs.
kürt-bölücü-bitli-ağalara şeyhlere tapan-gelişmemiş-pis hıyarlar vs vs.

yani neymiş efendim türkiye, eğer bu terör belasından kurtulursaymış oraya akıtılan kaynaklarını "gelişmesine" aktarabilirseymiş, o da gelişirmiş, bir refah ülkesi olurmuş. bütün kabahat pkknınmış. zaten kimse kan dökülsün de istemiyormuş. herkes pek de insancılmış. pkknın asalanın bir anlamda devamı olan bir örgüt olduğundan ve örgütün kuruluş aşamasında aralarında türkiye devletinin de bulunduğu onlarca devletin ortak ve hatta eşgüdümlü çalışmaları sayesinde kurulmuş olduğundan yine kimse bahsetmiyor.
neymiş efendim memlekete barış geliyormuş.
kürt halkı çok acı çektiği için pkk kurulmuş da falan da filan da. 12 eylülde türkiye acı çekmemiş ümmüğüne basılmamış halk mı var ulan diye soran da çıkmıyor.

ama beni ürküten ve korkutan şey işte bu "evrensel" dayatılan değerlerin bu kadar sorgusuz sualsiz silahşörü olan insanlar. antik yunanda insanlar "demokratik" yaşam içerisinde krallarına karşı gelip onun nasıl işgörmesi gerektiğini cesur ve hatta pervasız bir dille seslendirebiliyorlardı. demokrasi en iyi rejim değil fakat şimdilik bildiklerimiz arasında en iyisi diyen de demokrasi havarilerinden sondan sekinci pavlustu. fakat yeri geldi bu demokrasinin önüne çok cici sosyalist kelimesini eklemleyerek insanları hülyalara sürüklediler.

barış zaten baştan aşağı korku yaratması gereken bir kavram sanırım. çünkü hadi demokrasiye karşı çıktınız. liberal sisteme de pazar ekonomisine de sosyalizme de komunizme de... ama barışa nasıl karşı çıkacaksınız? barışa karşı çıktığınız anda size kan düşkünü, faşist, pis nazi demeyecekler mi? elbette diyecekler. fakat barışa da karşı çıkılabilir diye düşünüyorum. elbette savaşmış iki devlet oturup bir barış anlaşması imzalayıp barışmış sayılabilirler. fakat birbirlerine karşı besledikleri paranoya yüzyıllarca devam edebilir. bir "barış" projesi olan avrupa birliği almanya ve fransanın bitmek bilmeyen paranoyalarının bir ürünüdür mesela. ve hala avrupada yapılan düzenli istatistikler bu paranoyanın iki halkta da devam ettiğini göstermektedir. demem o ki iki halk aralarında çok uzun süreli bir güven diyaloğu oluşturmadıkça ve güven çerçevesinde "barışmadıkça" ortaya çıkan barışlar sadece bastırılmış kinlerdir. ve o kinler uygun basınç ve sıcaklık oluştuğu anda lambadan çıkan cin gibi ortaya çıkıverirler. sonra bir bakarsınız iki halk birbirini gırtlaklayıvermiş.

yoruldum sonra belki yine yazarım.

istanbul
hosting