|
22 Ekim 2009, Perşembe
saat: 15:52
bu kadar iradesiz ve kolay kandırılır olmamalıyım sanırım. önce m. aradı "sana geliyorum" diye, ben de "dur ben çıkayım markete gitmem lazım" dedim, 10 dk.da evden çıkabildiğime ben bile inanamıyorum. marketteyken b. aradı. "ofise uğrayıp kalan paramı alıcam sonra da b. ile kahve içicez, hadi gel" dedi. marketten eve dönüp elimdekileri mutfağa atıp hemen çıktım ofise doğru. klasik ofis dedikodusu yaptık. bir kez daha ne kadar sömürücü, ikiyüzlü ve samimiyetsiz insanlarla çalışmış olduğumuzu kendimize kanıtladık. geçmiş olsun bize. sonra b. "hadi gel ben elmadağ'a kadar gidicem" dediğinde bi tek ona olumsuz cevap verebildim. o da sanırım karnımın aç olmasından. akşam sinemaya gidiyor olmamın da etkisi olabilir. bi de yeni 18'lik kuzen aradı, cumartesi ilhan erşahin'e gidelim diye, o anda akan sular durdu zaten :) sözüm ona bugün çalışıp yarın okula gidecektim. hocamı aradım pazartesi öğle arası görüşücez. kaçış yok artık. söz verdiysem tutmam lazım. oof of. günün şarkısı: wax poetic - driftin' saat: 16:15 şehriyeli çorbanın önce suyunu içip sonra şehriyelerini kaşıklamak, mmmm ! | ||
|
|
||