|
22 Ekim 2009, Perşembe
saat: 20:16
savaşın dehşetini yaşamadan savaşa evet demek gücüne sahip olanların hiç bir suçluluk duygusu yaşamadan verdiği fermandır. insanın kendi ülkesini korumak için ölüme gitmesi ayrı. ama biti kanlı bir cazgırın önünde kendisini siper etmek için, sırf bilmem ne antlaşmasında kalem oynatıldı diye, ölmesi de apayri bir konudur. şimdiye dek biz için, türkiye için kimsenin kılını kıpırdattığını görmedik ve fakat akbabalar gibi bizleri parçalamak üzere topraklarımıza çöküşen, göz diken çok leş kuşları gördük. kore'ye yollanan aslanlarımızın kaçı oralarda toza toprağa karıştı bizlere hiç bildirilmedi ama ferit amca bembeyaz sakalından yaşlar süzüle süzüle yoldaşlarının, amerikan ve ingilizin önünde siper vazifesi görmesi için, uçsuz bucaksız, sığınaksız bir tarlaya nasıl sürüldüğünü ve orda koskoca taburdan ancak bir kaçının mucize eseri kurtulduğunu, gerisinin de taranıp bitirildiğini anlattı. ne işimiz vardı bizim kore de, kore kim, biz kim, hangi allahın cezasının ekmeğine yağ sürmek üzere, hangi sebeple öldü kaldi, o türk çocukları orda. tüyü bitmemiş kaç yetim kaldı kuzey ırakta? kaç kişi öldü hakkari yüksekova'da? kaç jandarma erinin cansız bedeni düştü kuru topraklara? karlarda kimin kanı aktı kırmızı beyaz!?! ve yine bazılarının çıkarları, yine akbabalara yaranmak adına kaç şehitin kanı kaldı yerde. o orospu çocukları zafer işaretleriyle kırmızı halılarla karşılarken, kolu bacağı olmayan gazilerimizi itip kaktınız. açılımında, seninde amına koyim... | ||
|
|
||