|
24 Ekim 2009, Cumartesi
saat: 03:03
önce korkmuyorum dedin sen bana,hiçbir şeyden korkmam ben.sonra gelip ağladın omzumda,hem de hiç değmeyecek insanlara.üzüldün, anlattın;ben dinledim, yorum bekledin. ben konuşabildim mi peki, hatırlamıyorum.seninle olan herşeyi yavaş yavaş siliyorum. ama sen yine kalıyorsun, mutsuzluk kadar yanımda, çaresizlik kadar içimdesin. peki ya ben? ben neresindeyim hayatının?bu sorunun cevabını sen verebilecek misin? oysa duymak istemiyorum benim hakkımdaki düşüncelerini, bilmeyi hiç istemiyorum. beni sadece daha fazla üzecek biliyorum.bir umutla bekliyorum sadece her geçen günün biraz daha sağlamlaştırmasını, aramızdaki her neyse, işte onu.aslında hiç bu kadar mutlu olup, bu kadar üzülmemiştim.sevemem sandım, bundandı rahatlığım. açmadım kimseye kalbimi, kimseye bırakmadım. sonra sen geldin? yok hayır öyle olmadı aslında, ben seni buldum. peki böyle kusursuz birşey için neyden fedakarlık etmeliydim? ben kendimi bıraktım senin için, tamamen başka biri oldum. artık hiç gülemiyorum,ağlayamıyorum. hiçbir şey istemiyorum,beklemiyorum;özellikle senden, sonra da kendimden. bugüne kadar hep arkandaydım, şimdi senin yanında olmak istiyorum, ben sadece sonsuza kadar SENinle olmak istiyorum. saat: 03:07 hala anlamıyorsun öyle değil mi? bir türlü o küçük beynin kavrayamadı bana yaşattıklarını ya da yaşatabileceklerini. esas olan, sende bulmak için umutsuzca çırpındıklarım değildi, ikimizde biliyorduk aslında bana göstermiş olduğunun gerçek sen'den milyonlarca insan uzaktaki hayata katlanma çaban olduğunu. biliyorduk bilmesine de, vazgeçemiyorduk bir türlü yalanların arkasına saklanmaktan. çocukların, dolap aralarına saklanmış fındıklı çikolataları, onlarca farklı renkteki şekerleri bulmasına göz yumuyorduk, annelerinden habersiz. daha 30una gelmeden kalbinin teklediğini fark eden içi geçmiş alkoliklerin, sigara müptelalarının, eroinman hayatların pişmanlıklarıydık gizli köşemizde. hani kelebek olma hayalimiz vardı ya, bir gün uçup yok olacaktık sessizce; tertemiz kalplere sahip olmanın gururuyla kavrulacaktık kara bulutları etrafından defetmiş ay'ın altında. işte o hayal vardı ya beş para etmezmiş, fark ettik nerde bana anlattığın masallar, hangi sanal dünyada var oluyorlar; kim bu etrafımdaki tanımadığım ve nefretleriyle kendimi bulduğum insanlar. eskiden birbirimize sahip olduğumuzu sanırdık - sonsuza dek - şimdi gülüp, geçiyor - huzurzuca içime atıyorum yaşanmayanları. sen ne kadar farkındasın, varlık içinde tükenen yokluğumuzun kendini hamile bırakma heyecanının bilmiyorum ama ben eskiyi bugüne bağlayan anları hala iki günlük şarap gibi dikiyorum boğazıma, kollarıma, gözüme, göğsüme, attığından şüphe ettiğim kalbime... but what if i stayed this time | ||
|
|
||