|
24 Ekim 2009, Cumartesi
saat: 04:30
psikopat ajandasına göre yaşıyorum gibi. çılgın saatlerde uyuyup uyanıyorum. ekim çılgın bir ay oldu zaten. işten ayrıldım, üst üste farklı yerlerden ve farklı çeşit işler geldi, avareliğin keyfini sinir stres yuttu. işleri bitirince de yeniden gündüzün konuşacak kimse olmadığı için ya kedilere ya da akşam olup da zili çalan ilk zavallım insanoğluna kudurmuş gibi konuşan kişi oldum. içimde ağır bir burukluk olmasa yaşadığımı farketmeyeceğim. ama yaşıyorum çok şükür. demin uyandığım rüyada yasoya ağlayarak rüyalarımı anlatıyordum. kendimi yabancıların önünde çıplak görüyor ve sonra zikir çekiyordum: "ya asım, ya asım." ama tanımadığım kafalı bir erkek bana biz "selamun aleyküm asım" deriz diyordu. rüyamda asım'ın ismetten geldiğini, yani saflık, masumiyet demek olduğunu ve bir peygamber sıfatı olduğunu da biliyor, peygamberden yardım istiyordum. falan. ha bir de "selâm ne demek biliyor musun?" dedi o bilgili kişi. sözüm ona selâm, kölelik demekmiş. sandığımın aksine, ki rüyada ne sandığımı tam olarak çıkaramıyorum şimdi, selâm, bütün eğretileri reddederek gerçek tanrıyı kabullenmek -yani teslimiyet aslında, burada ilginç bir şey yok- demekmiş. rüyada bunun imgesi ise lunaparktaki eğlence trenlerine binmiş benin, zirveden inerken neşeyle bağırarak, elindeki balonları gökyüzüne bırakması idi. zihin ve onun altı boku yemiş anlayacağın. okula tekrar başlayacağım belki bu yıl, belki tapu kadastroda küçük memur olacağım. bu sürüncemedeki hayat beni ufaladı. bu dediklerim olmazsa yok olmayı deneyeceğim. kaybolmayı. kısmet. bu hafta hikâye sırası bendeydi. ama uyandığımdan beri on beş dakikada bir dizimdeki yarayı kanatıp parmaklarıma bulaşan kana hazla bakmaktan başka bir şey yapmadım. ha bir de elma suyu içtim bol bol. susamışım. | ||
|
|
||