|
25 Ekim 2009, Pazar
saat: 02:12
sevgilim bir akşam taksim yapalım demişti,sonunda cuma akşamı buluştuk..klasik bir istiklal caddesi yürüyüşü elbet tünele kadar..karikatürler arası gülücükler,bir sürü sokak müzisyenleri(yani metropol dilencileri)yarına umutlar,anılar eşliğinde... akın akın insanlar geliyordu kalabalıkta boğuldum sanki,buralar senin mekanın diyordu sevgilim ama çok şey değişiyordu galiba hem benden yana,hem o mekandan.. açlığımızı aparatiflerle dindirip bir yerde oturmalıydık.Havanın güzelliğiyle herkes dışardaydı.Tabii sigara yasağından dolayıda..mis ve imam adnanda soluk almak bile imkansızdı yine..biz sakin bir yer ararken bar çalışanları bizi davet edereken sigara içiliyor,buyrun canlı müzik diye çağırmazmı?..bir,iki,üç..biz kaçıyorduk,onlar çağırıyordu..Sonunda pes etmek üzereyken(aklımdan pasajta bir bira içip,kafekaya abimin yanına uğramaktan başka bir şey geçmiyordu)aklıma altınplak geldi.misteki.. Altınplak,eski şarkılar,eski bir film,sessiz ortam.Koltuğa ve sevgilimin dudaklarına yapışıp kaldım.Şarkılar güzeldi ve ötesi günün yorgunluğunu atmamıza yrd olup kafa şişirmiyordu.Birbirimizi duyabiliyorduk.Aslında çokta konuştuğumuz söylenemezdi,onun gözlerinin içinde kaybolup,gülüşünün heyecanıyla sımsıkı sarılarak geceye uzanmak en güzel yaşam kesitiydi benim için.Bir ara budur dedim.Budur işte..Onca yılın,yorgun yalnış sevdaların ardından birlikte olmaktan tam anlamıyla hoşnut olduğum kişi,sarıldığımda tüm dünyayı kucaklayarak en mesut erkek anlamında gördüğüm ten budur..iyiki sevgilimsin,iyiki sevdiğimsin gülyüzlüm.. | ||
|
|
||