|
26 Ekim 2009, Pazartesi
saat: 21:32
Kör bir kelebek Ruhuma çarpa çarpa ölen bir kelebek var kilometrelerce uzaktan uçup gelen deniz kıyısından yüksek dağlardan dökülen yapraklardan ölen insanlardan kanatsız bir gerçekten amaçsız bir yaşamdan kayıp birilerinin kalbinden çıkıp gelen kanatlarının büyüklüğünü hesaplayamamış suratıma çarptıkca beni kendime getiren kör bir kelebek var. sınırlarımı kırmızı boya ile çizdiğim bahçesiz bu evimde buldum onu kendi krallığımda çırılçıplak dolaşırken düşündüm!! ömrümün kaçıncı evresindeyim bilmiyorum eğer 3 te 1 ini onu aramak için geçirdiysem bu hayatın bana geriye ne kaldı ? artık kutsallığını yitirmiş tüm gerçeklerde yok olmuşken var oluşuma yeni bir beden arıyorum sırtında sana ait işkence izleri olmayan yeni bir başlangıca tecavüzle değilde isteyerek gebe kalmış yeni bir beden bile bile suya yakın yürüyen dalga hatrına ayak izlerini silen kilometrelerce ötede kanatları kırılmış kör bir kelebeğe bile kol kanat geren bir beden, ismini unutan, krallığını köleliğe bırakan, yarı çıplak,günden güne körelen bilinmezde tökezleyen ben bayraklar yarıya inmişken bile topraklarımda bir 'hiç'e vurulduğum geceleride biliyorum o anlarda ya seviyorum ya da susuyorum 'hiç'e hiç dokunamıyorum ya vuruyorum ya da vuruluyorum... Anlatıyorum bıkmadan,usanmadan babadan oğula geçsin diye ibretlik bedellerimi asırlarca kaybedilmemiş topraklarımı bir hamlede arkamda bıraktım kör bir kelebek var sadece omzumda çıplak bedenime değen ayakları ile gün doğarken bakıyorum son birkez daha batan krallığıma linç edilmişken aşk ulu orta ben sadece baş ucuna siyah çelenk bıraka biliyorum giderken arkamı bile dönemiyorum ben artık kimseyle göz göze gelemiyorum.. | ||
|
|
||