26 Ekim 2009, Pazartesi
saat: 22:41


sabah hastaneye gittim enişteme. onu göremedik haliyle ama teyzem için iyi oldu. neredeyse hiç umut yok, hayatta kalsa bile durum oldukça kötü olacak. insan maalesef hangisinin daha iyi olacağını sorgular hale geliyor.

sonra okula gittim, giderken galata köprüsü'nden aylardır geçmediğimi farkettim. okulda uzun bir bekleme sonrası hocamla görüştüm. gayet güzel geçti. konumu çok beğendi, heyecanla dinledi anlattıklarımı. okulu özlemişim resmen. benden önce de iki lisans öğrencisi vardı, tashihlerinde konuştum bırbır. hoşuma gitti bu iş. tükürdüğünü yalamak olur mu acaba?

okulda garip bi şekilde beklediğimden daha çok tanıdık gördüm. okulumuzun laneti işte, giren çıkamıyor :)

sonra beşiktaş'a gidip b. ile yemek yedim. ordan p.'yi aradım, muhteşem manzaralı minicik evine gittim. okulun manzarasının aynısının az yukarıdan bakılanı!

p.'yi çok ama çok özlemişim. aylardır görmüyorum. en son mayısta bikaç saat görebilmiştim. o da ayrıcalıklı "dost"lardan.

güzel manzarayı bırakıp a.'nın yanına gittim akşam yemeğine. ofislerini çekiştirdik her zamanki gibi. sabahlamak zorundalar yazık :(

onları ofislerine kadar geçirip eve doğru yola çıktım. taktım müziğimi yürüdüm eve kadar. çok iyi geldi. sanki sabaha kadar yürüyebilirmişim gibi geliyor bazen.

herşeye rağmen yaşamak güzel... bi de "go" setleri çok pahalı :)

günün şarkısı : joan baez - diamonds & rust (şefi dinledim)

istanbul
hosting