|
27 Ekim 2009, Salı
saat: 17:18
hıh geldim, nerede kalmıştık bakalım, eveeett Bakkhalar'ı tartıştık ve neymiş; akılla doğayı,esriklikle ölçülülüğü dengele kardeşim değilse betona pike yaparsııınn!!neyse sonra hocamın biri dediki Van'a gidicez çocuk edebiyatıyla ilgili, çocuklara drama falan yaptırıcaz katılmak ister misin dedi ollleyytoo dedim ben de tabi :)Sonra kampüs önü sigara tüttürme ritüelimizi de tamamladık, otobüse bindim eve geldim ki bir koku, snıf snıff diye burnumu çekerekten ulan bu bizim apartmandaki yaşlılar her şeyi ocakta unutuyorlar bak yine bir şey yanmış diye koklaya koklaya pencereye doğru yöneldim ama yok koku dışardan falan gelmiyor amanın bir de ne göreyim benim ortak barbunya yapıcam diye sen tut yak ortalığı :)) tencerede yarı yanık barbunyalar öyle mahsun duruyorlardı ki anlatamam :)) sonradan günceden öğrendiğime göre çeviri yaparken yemeği unutmuş bizim kız:)))şuan okulda kendisi gelsin nasıl dalga geçicem varya :)))) eveett başka, çam terebentin iyi bir şeymiş onu öğrendim 1 aylık deneyimim sonucu, kızlara duyurulur şampuanınızın içine 2 kapak terebentin yağı dökün süper güçlendiriyor parlatıyor coşuyor coşturuyor efenim bilginize.başka da bir şey yok şimdilik bu kadar.sıcak çukolata içiyorum çukolataya çikilota demeyi daha çok seviyorum, yaşasın sıcak çikilotaaaa:) bu kakaonun da öyküsü enteresandır ha .kakao güzel çikilota daha güzel hele bütün fındıklıysa, ilk çikilotayı emip sonra kütürdete kütürdete o fındıkları yemek hepsinden güzel :) sevgiler | ||
|
|
||