|
28 Ekim 2009, Çarşamba
saat: 00:38
tatlının tatlı olması için birazcık da olsa ekşi gerekir! unuttun mu şeker? bugün çok acayip ilginç, hiç yaşanmamış duygusu veren, yaşansa da böyle mi yaşanmalıydı dedirten, kapalı, soğuk, komik, perişan, kırgın, kuşkulu, kaçamak ve hatta sevincini bölen bir hüznüm vardı içten içe. sebebini bilmiyorum. gözlerimi açmak istiyorum. hissetmek istiyorum. ne yapıyorum ben Allah aşkına? şuan ne gibi bir boşluğun içindeyim, biliyor musunuz, bu bende yaşanan boşlukların da dereceleri var, bu çok ağır karanlık bir boşluk değil şimdilik. 3. derece bu. daha ağırlarını da yaşadım. neye hizmet ediyorum, ne için çalışıyorum, hedefim ne, ideallerim ne, sevdiğim birinin uğruna bile mücadele etmiyorum, babamla az konuşuyorum, varken yokmuşum gibi davranıyorum, gülerken sonucunu düşünmüyorum, sığ sözlerimin arkasına gizleniyorum, duyuyorum ama dinlemiyorum, bakıyorum ve görmekten acizim, koşuyorum ama geride bıraktıklarım, artıklarım, bakışlarım, kaşlarım, esmer bir yüzde güneş yanığı çok belli olur mu? söyle bana Allah aşkına, ne yapıyorum ben? ders çalışıyorum, son anda çırpınan balık gibiyim ağdan çıkarılmak üzereyim ve beni yakalayanın yüzüne sıçrayıp beni denize geri atmasını planlıyorum. çırpınıyorum var gücümle, ya denize geri dönersem, eski hayat yine eskisi gibi mi olacak? yeniye alışmalı mıyım? annemi ve babamı özledim. varım ama yokum, ne kadar acı. neden bunu kendime yaşatıyorum? neden yaşlanırken gençliğimin kıymetini bilmiyorum, daha ne kadar yazacağım, ne kadar söylemek için kendimi yıpratacağım? yazmaya başlarken hiç de o kadar karamsar değildim ama şimdi neden ağlıyorum. bana verilen bu güzelliklerin anlamını neden bilmiyorum, neden görüyorken kör olmayı seçtim? neden sevilmediğimi bildiğim halde sevidiğimi zannettim? neden sorma sorma, bu bir cevabını bilmediğin şıkları önünde bir oyun, seçtiğinin doğru olmadığını sonunda öğreneceksin, neden baştan perde arkasını göremiyorum? söyleyin bana Allah aşkına, sen ayakları üşüyen yüzünde sevimli cici kız maskesi taşıyan zavallının birisin, hadi biri çıksın ve desin bunu, onu tokatlayabilirim, ama çıkarsın maskeyi sen bir zavallısın desin... 24 yaşında neden bu kadar sıkıldım muhammed seni özledim bana hem uzak hem yakın hem seven hem de her an tokat atabilecek kişi tek sensin. saat 12, erken kalkmalıyım, erken kalkmalıyım, ağlamalıyım yoksa başım çok ağıracak... gel bakalım, gör bakalım. saat 10 da, köşe başında, çin lokantasında, bekliyorum gelmezsen küsüyorum mektubumu kesiyorummm.... ADI: oku (-ya bilirsen) | ||
|
|
||